Bugun...



Dr.Abdulkadir Turan yazdı:İktidara Taşıyan Vaat, Sosyal Adalet!

Adalet, bütün toplumların siyasetten talebi; bütün siyasi cephelerin vaat ve iddiasıdır. Toplum, adalet ister; siyasete adalete bağlılığı kadar bağlılık duyar. Siyaset de adil olduğu kadar toplumdan yana emniyette olur.

facebook-paylas
Tarih: 13-10-2021 13:29

Dr.Abdulkadir Turan yazdı:İktidara Taşıyan Vaat, Sosyal Adalet!

Adalet, bütün toplumların siyasetten talebi; bütün siyasi cephelerin vaat ve iddiasıdır. Toplum, adalet ister; siyasete adalete bağlılığı kadar bağlılık duyar. Siyaset de adil olduğu kadar toplumdan yana emniyette olur.

İslam öncesi dünyada ve İslam’ın ulaşmadığı dünya kesitlerinde toplumun adalet arayışı çoğu zaman “herkese konumuna göre hakkının verilmesi” olarak anlaşılmıştır. Dolayısıyla sınıflaşmış bir dünyada kişinin sınıfına uygun bir muamele görmesi, adalete kavuşması olarak anlaşılmıştır. Örneğin Batı sisteminde bir köylünün, köylü sınıfı içinde hakkını alması adalet olarak görülmüştür.

İslam, Hz. Bilal, Hz. Selman gibi simge isimler üzerinden, “sınıfı içinde adalet” yerine, kişiye sınıfını aşma imkânı veren bir adalet yaklaşımı getirdi. İslam’la birlikte adalet, kişiyi sınıfı içinde mutlu etmek değildir, kişiye sınıfını aşma imkânı da vermektir. Hatta sınıfının hakkını vermediğinde sınıfından düşmekle cezalandırmak da İslam adaletinin özgün bir yanıdır.

Kapsamlı İslam adaleti ne yazık ki İslam’ın siyasal nizam yanının terk edilmesiyle kurumsal yapılardan yoksun kaldı. Toplum zihninde de “adalet”, gün geçtikçe “kaza işlemleri” ile yani yargı işlemleri ile sınırlı anlaşılmaya başlandı. Nitekim, sekülerleşme/Batılılaşma eğilimi gösteren Osmanlıda “kaza/yargı işlemleri” ile ilgilenen kurullar adliye kurulları olarak adlandırıldı. Bu çerçevede “Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye” henüz 1837’de kuruldu. Bir sonraki sekülerleşme/Batılılaşma safhasında, 1868’de Divan-ı Ahkam-ı Adliye Nezareti adıyla Adalet Bakanlığı kuruldu. Sekülerleşme/Batılılaşmanın son safhası Cumhuriyetle birlikte bakanlık Adalet Bakanlığı adını aldı. Bugün hâlâ aynı adı taşıyor ve toplum “adalet” deyince genel olarak oraya bakıyor.

Oysa “adalet” çok daha geniş bir kavram. Müslümanlar açısından doğrudan inançla ilgili… Pratik olarak ise bir makalede şöyle izah edilmiştir: “İnsanın düşünme veya bilgi gücü (kuvve-i akliye), öfke gücü (kuvve-i gadabiye) ve şehvet gücü (kuvve-i şeheviye) olmak üzere üç temel gücünden üç fazilet doğar. Bunlar sırasıyla hikmet, şecaat ve iffettir. Adâlet ise bu üç faziletin gerçekleşmesiyle kazanılan ve hepsini içine alan dördüncü temel fazilettir.”

Bu yanıyla adalet fazileti, yaşamın bütün alanlarını ilgilendirir; olabildiğine şamildir. Toplum, onu oldukça kısıtlayarak “kaza/yargı” işlemlerine indirgemiş; siyasal irade de o kabule resmiyet kazandırmış, o kabule uygun kurumlar açmıştır.

Sosyal adaletin durumu biraz farklı: “Sosyal adalet” kavramı esasta adalet içinde bir sınırlamayla daha çok “iktisadi adalet” anlamında ve Batı’da gelişmelerle ilişkili olarak ortaya çıktı. Fransız İhtilali, topluma sınıflı bir Avrupa’ya karşı “adalet” anlamında eşitlik vaat etmişti. Oysa İhtilal’den elli yıl sonra Avrupa’da adeta kıtlık başladı. Feodal dönemde çok çalıştırılsa da ekmek bulabilen Avrupalı yoksul, demokratik dönemde günde 10-12 saat çalışsa da ekmek bulamaz duruma düştü. Bu durum, 1848’de Batı’da bir tür halk isyanına yol açtı ve kapitalizme karşı arayışlar içinde sosyal adalet de daha çok konuşulmaya başlandı. Ancak sonraki süreçte sosyal adalet, yaşamın bütün alanlarıyla ilişkili adalet olarak anlaşılmaya başlandı ve toplumun devletlerden temel talepleri arasında yer aldı. İdarenin halkoyuyla belirlendiği ülkelerde, siyasal taraflar bu talebe uygun olarak sosyal adaleti temel vaatleri arasına aldılar.

İSLAM DÜNYASINDA SOSYAL ADALET ARAYIŞI

İslam, Medine’de hakim güç olmakla sosyal adaleti hakim kıldı. Sonraki dönemde de İslâmî idare, adaleti hiçbir zaman salt kaza/yargı işlemlerinden ibaret bilmedi. Bundan dolayı İslam dünyasında, Batılı araştırmacıların da isteyerek veya istemeyerek kabul ettikleri üzere hiçbir zaman Batı toplumlarında veya Hint toplumunda görülen sosyal tabakalaşma olmadı. Hiçbir Müslüman, tarihin hiçbir evresinde bir sınıfın mutlak mahkûmu olarak kalmadı, herkes ülke ekonomisinin koşullarından istifade etti ve herkes, istidadı ölçüsünde yükselme imkânı buldu. Nitekim, İslam tarihi boyunca pek çok devlet bizzat azatlı köleler tarafından kuruldu ki ne Batı ne Doğu tarihinde böyle bir hikâye söz konusudur.

Ne var ki 20. Yüzyıla gelindiğinde İslam’ın inanç yönü baskı altına alınırken sosyal ve siyasal yanları tamamen mahkum edildi. İslam inancı kısmi bir yasak yaşarken İslam adaleti tümüyle yürürlükten kaldırıldı. Sadece Arap Yarımadası’nda bazı ülkeler, İslam adaleti adına hadleri uygulamaya devam ettiler.

Şehid Seyyid Kutub, 1940’lı yılların İslam dünyasında had cezalarını uygulayan o devletlerden haberdardı. Buna rağmen konunun o yanıyla ilgilenmek yerine İslam’ın bütünlüğüne dikkat çekti ve İslam dünyasında ana ihtiyacın “sosyal adalet” olduğuna dair tarihi tezini ortaya atarak “İslam’da Sosyal Adalet” kitabını yazdı. Seyyid’in söz konusu kitabı, İslam dünyasında büyük yankı uyandırdı. 1960’lı yıllardan itibaren ortaya çıkan İslâmî taraf ve partilerin neredeyse tamamı sosyal adalet vaatlerinde bulundular. Çünkü bütün dünyada olduğu gibi, Batı etkisine giren İslam dünyasında sosyal adalet, temel ihtiyaç hâline gelmişti ve toplum diğer taraflardan olduğu gibi İslâmî parti ve camialardan sosyal adalet konusunda beklenti içindeydi.

TÜRKİYE’DE İKTİDAR VE SOSYAL ADALET

Osmanlı, Batı etkisine girdikçe İslam’a dayalı sosyal adalet nizamı da bozuldu. Cumhuriyet’in ilk yıllarına gelindiğinde ise Ankara, Yakup Kadri gibi “Kadro”cu Batıcıların dahi itirazına yol açacak ve romanlara konu olacak kadar şatafat içinde yaşarken Ankara’ya nispeten yakın Karadeniz illerinde dahi açlıktan ölümler dahi görüldü.




Kaynak: Doğru haber

Editör: Eyüphan Kaya

Bu haber 132 defa okunmuştur.


Etiketler : SOSYAL ADALET

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Ulusal Haber Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI