Bugun...



Görmez Hoca: “Bizim Rabbımıza karşı ahdimiz var, vadımız var, misakımız var” dedi.

19.ÖNDER İmam-Hatip kurultayında ilk dersi vermek bir önceki dönem Diyanet İşleri Başkanımız Prof.Dr.Mehmet Görmez hocamıza nasip oldu. “Ahde vefa” şiarı teması içinde cereyan eden kurultayda Mehmet hocamız ahd, vaad ve misak kavramları çerçevesinde “Ahde vefayı” anlattı. Ses kaydını çözerken özetlemek durumunda kaldım, faydalanmanız dileğiyle.

facebook-paylas
Tarih: 20-09-2022 23:00

Görmez Hoca: “Bizim Rabbımıza karşı ahdimiz var, vadımız var, misakımız var” dedi.

19.ÖNDER İmam-Hatip kurultayında ilk dersi vermek bir önceki dönem Diyanet İşleri Başkanımız Prof.Dr.Mehmet Görmez hocamıza nasip oldu.

“Ahde vefa” şiarı teması içinde cereyan eden kurultayda Mehmet hocamız ahd, vaad ve misak kavramları çerçevesinde “Ahde vefayı” anlattı.

Ses kaydını çözerken özetlemek durumunda kaldım, faydalanmanız dileğiyle.

 

Konuşmaya başlama hassiyetimiz

Konuşmaya başlarken, beş şeye dikkat ediyoruz.

İstiaze, insi ve cinni şeytanlardan, her türlü kötülüklerden istiaze ederek sohbetimize başlıyoruz.

Besmele, Allah’ın adıyla, ondan yardım diliyerek işimiz başlıyoruz.

Hamdele, Allaha hamd ederek, senamızı sunuyoruz.

Salat ve selam ile Peygamberimize, o Resul-ı Kibriyaya, aline ve ashabına salat ve selam getiriyoruz, salat ve selam, tahhiyat u ikram, her türlü ihtiram O’na, Aline ve Ashabına olsun diyerek tarafımızı belirterek sohbetimize başlıyoruz.

 

Öncelikle Şiar çok muhteşem, Ahde vefa;

 

Ahde vefa sıradan bir ahlaki davranış değildir, aynı zamanda imani bir meselesidir. İki kişi aralarında bir mukavele yaparken aynı zamanda Allah’a karşı da sorumlulukları oluşuyor.

Önemine binaen konuyu üç aşamada anlatmayı düşünüyorum.

İlk olarak Biz,

İkincisi Ahdimiz, Vadımız, Miskımız.

Üçüncü Avrupa'nın iftiharla sunduğu sözleşmeler  ile İslam’ın ortaya koyduğu değerleri mukayeseli olarak anlatmak istiyorum.

Zaman, zaman Biz diye konuşmamıza başlarız, bu Biz kavramıyla neyi kast ediyoruz.

İnsan olarak Biz,

Yeryüzünde Allah’ın halifesi olarak biz. Zübdei alem olarak biz, canlı cansız tüm varlıkların kendilerine emanet edildiği Biz olarak bir ahdimiz var, vadımız var, misakımız var!

Müslüman ve mümin olarak Biz,

İnsanlar kula kulluktan kurtulup Allah’a kulluk yapmak için Allah bizleri hakkı hakikati anlatalım diye görevlendirmiş.

Mümin, bütün dünyadan kendini sorumlu olarak hisseden insandır.Marufun tecellisi, münkerin ortadan kalkması için çalışmakla mükellefiz.Bu açıdan bir mümin olarak ahdimiz var, vadımız var, misakımız var!

Gönül coğrafyamız olarak Biz,

Sünnetüllah gereği Allah celle celaluhu bu coğrafyanın insanı olarak bize bir sorumluluk yüklemiş, tasavvuf ile felsefeyi bir arada yaşatan, islami ilimleri ile fen ilmini bir arada sahiplenen, Allah’ın kelamı olan Kur’an ile kitabi kebiri kainatı bir arada düşünen, faydalanmasını bilen kimseleriz.

Maveraunnehir medeniyetinin mirasçılarıyız, Allah tarafından bize bu emaneti verildi, birileri bizden almaya çalıştı, insanlığı kurtaracak bu medeniyeti sahiplenmekle yükümlüyüz.

Bir ara nöbet dönemimde Almanya’da bu konuda bir konferans verirken “Gönül coğrafyamız” üzerinde durunca Alman eski cumhurbaşkanı bana sordu, bu gönül coğrafyası derken neyi kast ediyorsunuz? Ben dedim ki sınır tanımayan iman kardeşliğini kast ediyorum. Kendisi dedi ki, bizim gibilerinin yeri bu gönül coğrafyasının neresindedir? Ben dedim ki hani Avrupa Birliği(AB) adaylığı var ya siz de o şeklide adaysınız. Umarım bir gün asil olursunuz.

Büyüklerimizin dediği gibi yeryüzünde iki taife var; biri ehli davet, diğeri ehli icabet.

İmam-Hatip camiası olarak,

Bu fedakar, cefakar milletin kendi imkanlarıyla ayakta tuttuğu bir İmam-Hatip nesli olarak bizim vadımız var, ahdimiz var, misakımız var.

Her  ne kadar zaman zaman ötekileştirilse de kedini hiç öteki görmeyen ve başkasını ötekileştirmeden , bilim ve fenni bir arada analiz ve sentez eden bir kişiliktir İmam-Hatip nesli, bir de bu vasfımızla Biz olarak bir ahdimiz var, vadımız var, misakımız var.

 

İlim ve bilimle barışık bir nesil

Taasubun her türlüsüne karşı olan, Akli ve Nakli ilimleri bir arada değerlendiren,Kimya laboratuvarında çıkıp Kur’an okuyan, Kur’anın sayfalarını kapattıktan sonra Fizik hesapları ile uğraşan Biz,

28 Milyon diğer öğrenci kardeşlerini de ötekileştirmeyen nesil olarak Bir ahdimiz var, vadimiz var, bir misakımız var.

Biz sadikül vadul emin olan peygamberin ümmetiyiz,

“Onun vadi muhakkak yerine gelir” diyor yüce Allah, “İsmail vadinde sadıktı”, “o İbrahim ki vefa ehliydi”. Diyor Rabbımız. Bütün Peygamberler vadinde sadıktı.

Daima vadimize sadık olmak durumundayız, ancak davası olmayanın vadi olmaz.

Yüce Allah buyuruyor; “siz ahdinizi yerine getirin, ben de vadimi yerine getireyim”. “Dua etseniz, cevabını bulursunuz.”, “şükür edersiz, artırırım”.

 

Bir de Akdimiz var.

Ahdin yazılı olarak yapılan şekline Akit denir. Onun için inancımıza akit/akide diyoruz. Bizim Akdimiz amentu(iman ettim) demekten ibaret değildir, aynı zamanda Eşhedu(ben şehadet ederim).. diyerek imanımızı tezahur ediyoruz. Allah bize kainati, sünetüllahı, çevreyi emanet etti.

Sahadet ile iman ediyoruz, ahlakımızla yaşıyoruz, emanete sahip çıkıyoruz, ahlak keyfi bir vasıf değildir, aynı zamanda iman boyutu var, bir de risalet misakı var.

 

Avrupa'nın sözleşmelerinde Allah’a karşı sorumluluk yoktur.

 

Batının toplumsal sözleşmeleri tamamı insanla insan arasındadır. Ama bizim misakımız insanla insanın yanı sıra Allah ile kul arasındadır. Mesela nikah akdine bakın aslında eşler arasında verilen sözden öte Allah adına verilen biz misaktır. Allah rızası için evliliğe karar verilir, yani eşler aralarında olduğundan daha fazla ikisi de Allah’a söz vermektir.

Batının sözleşmeleri mülkiyet esasına göre hazırlanmış, bizde emanet dairesinde hak hukuk cereyan eder.

 

İnsanoğlu fıtrat programına bağlı kalırsa Allah ile vadinde sadık kalır

İyilikler ve doğrular insan yaratılırken bir yazılım olarak bize yüklenmiş vaziyette insanların bir kısmı ona dikkat ederek yaşarlar bazıları da bu misaka bağlı kalmıyorlar.

Dijitalleşme ile birlikte küreselleşme ile birlikte görsellik ön plana çıktı.

Bizim eğitim sistemimiz kadar, akli nakliden ayıran, maddeyi manada ayıran, pozitivist başka bir eğitim sistemi dünyada yok, maalesef din eğitimi sistemimizde de sıkıntı var. Cumhurbaşkanlığı Eğitim Politikaları Din Eğitiminde yeniden yapılanma olarak cumhurbaşkanlığımıza enstitümüzün görüşlerini sunduk, hayra vesile olsun inşaallah, Diyerek konuşmasını sonlandırdı.




Kaynak: müslüman dünya

Editör: eyüphan kaya

Bu haber 953 defa okunmuştur.


Etiketler :
Ali Görür / 21-09-2022 11:39:00

Hocamızı tebrik eder, başarısının devamını dilerim.



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Ulusal Haber Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI