Bugun...



TC/GENDER Maskeli Cinsiyetsiz Toplum Eşcinselleştirme operasyonuna dava!

Dünya Aile Birliği AntiGender sözcüsü Adem Çevik'den Kimliklerdeki GENDER’e Karşı DAVA! TC/GENDER Maskeli Cinsiyetsiz Ahlaksız Ailesiz Toplum Kaos Operasyonunu Durduracağız “GENDER” TANIMI, FITRAT, DİN, AHLAK, VE HUKUKA AYKIRI DEF (Dünya Ekonomi Forumu Başkanı Klaus Martin Schwab “Global digital kimlik” ve “Deri altı Chip’li kimlik” çağrısı yaptığı gün, Aile Platformu başkanı Adem Çevik İçişleri Bakanlığına bir dilekçe göndererek kimliklerdeki GENDER hanesinin iptalini, ya da kendisi için

facebook-paylas
Güncelleme: 24-08-2022 22:40:20 Tarih: 24-08-2022 22:24

TC/GENDER Maskeli Cinsiyetsiz Toplum Eşcinselleştirme operasyonuna dava!

Dünya Aile Birliği AntiGender sözcüsü Adem Çevik'den Kimliklerdeki GENDER’e Karşı DAVA! TC/GENDER Maskeli Cinsiyetsiz Ahlaksız Ailesiz Toplum Kaos Operasyonunu Durduracağız

 

GENDER” TANIMI, FITRAT, DİN, AHLAK, VE HUKUKA AYKIRI

 

DEF (Dünya Ekonomi Forumu Başkanı Klaus Martin Schwab “Global digital kimlik” ve “Deri altı Chip’li kimlik” çağrısı yaptığı gün, Aile Platformu başkanı Adem Çevik İçişleri Bakanlığına bir dilekçe göndererek kimliklerdeki GENDER hanesinin iptalini, ya da kendisi için “X” tanımı yapılmasını istedi. “Toplumsal cinsiyet kimliği” kategorisinde bir kimlik tanımı yapılmasına karşı çıktı. Çevik “Bu fıtrata karşı suçtur” dedi. GENDER şeklinde tanımlanan “toplumsal cinsiyet kimliği”nin “Biyolojik cinsiyet” kimliğini tedavülden kaldırmaya yönelik, Allah’ın yaratışına karşı bir meydan okuma olduğunu söyledi.

 

Hafta başında Gerede’de nüfus cüzdanındaki GENDER hanesine, hz. Adem’e gönderme olarak, İngilizce “Adam” yazılmasını talep Adem Çevik’in bu itirazı kabul edilmemiş ve toplumsal cinsiyet kimliği olarak cinsiyeti “m” olarak işaretlenmişti. Çevik, “Ben kendini öyle hissetimim, yönelik, eğilim ve deneyimle ulaştığım bir kimliğe sahip değilim. Ben yaratılıştan bir kimliğe sahibim. Oldu bitti, bir emrivaki ile bana bir kimlik dayatılamaz. O zaman akışkan ve değişken bir cinsel kimlik taleb edersem, beni hangi yasa ile hangi kategoride değerlendireceksiniz” dedi.

 

Adem Çevik, İçişleri bakanlığına gönderdiği 15 sayfalık dilekçesinde, İstanbul sözleşmesinin meclisten yayınlanmak için resmi gazeteye gönderilirken metinde “Toplumsal cinsiyet” tanımı ile ekleme yapıldığını, sözleşmeden geri çekilme iradesine rağmen, bütün hükümlerin yasalarda mevcut olduğunu ve uygulamanın bu mevzuata göre devam ettiğini söyledi.

 

Çevik, sandıkta oy kullanırken, seçmenlerin bu ve plandemi konusunun seçmen tercihlerinde belirleyici olmasını beklediklerini de söyledi.

 

Adem Çevik’in İçişleri bakanlığına gönderdiği dilekçenin bir suretide, ilgi, bilgi ve gereği için başta Cumhurbaşkanlığı olmak üzere, Diyanet işleri başkanlığı ve YÖK ile birlikte, Adalet, aile, sağlık, gıda, dışişleri, ulaştırma, çevre, sanayi bakanlıklarına da gönderildiğini de söyledi. Ayrıca TBMM başkanlığı grub başkanlıkları, ilgili komisyonlara da bu dilekçenin birer sureti gönderildi.

 

Dilekçe aynen şöyle:

 

 

https://twitter.com/AdaletPlatformu/status/1562491223772123137?t=NnNuna8VyR0S7xVoupy04w&s=09

 

 

http://bncmedyahaber.com/haber-gender-tanImI-fItrat-din-ahlak-ve-hukuka-aykIrI-7752.html

 

 

 

 

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI'NA

ANKARA

 

24.8.2022

 

TALEB EDEN :ADEM ÇEVİK

Vatandaşlık No:124......

Adres: İstanbul Güngoren Merter Mete sk.4/34

Erişim:Tel: 05327036115 ailehaklari.org t.me/milliirade

Türkiye Aile Meclisi, ANTİGENDER HAREKETİ @AdemCevik

t.me/DunyaAileBirligi https://t.me/SectikleriniDenetle SEDE

KONU :19 Ağustos 2022 tarihli ŞAHSİYETSİZ ve KİMLİKSİZ DEĞİLİM GENDER olmayı ret ediyorum . Kimlik ve Pasaportlarımıza ADEM/HAVVA ingilizce ADAM/EVE yazılmasını talep etmeme rağmen 22 Ağustos 2022'de yeni kimliğimi maalesef cinsiyeti GENDER dayatması yazılarak geldi. Talebim kimliğimin X cinsiyeti olarak kimlik kartında GENDER maddesinde kaydedilmesidir.

Nufus cüzdanımda GENDER şeklinde, biyolojik cinsiyetim yerine, yasalarca korunan ve dezevantajlı bir topluluk üyesi olmakla pozitif ayırımcılığa tabi “Din, Ahlak, Gelenek, Biyolojik cinsiyetten bağımsız bir BİREY” olarak, “Toplumsal Cinsiyet Kimliği”ni ifade eden GENDER yazması sebebi ile, katalog olarak tanımlanan LGBTQI+ dışında, (+) olarak, kendimi değişken ve akışkan bir kimlik tanımı olarak “X” şeklinde tanımlamak istediğimden, konunun incelerek, hakkımda yeni nüfus kimlik kartı düzenlenmesi ve konu ile ilgili olarak haklarımın hatırlanmasına ilişkin talebimle ilgilidir.

 

 

AÇIKLAMALAR

 

1-EK:1’de mevcut nüfus kaydımla ilgili bilgileri arzediyorum. Ayrıca KİM’liğimle ilgili kapsamlı bir TARİHÇE-İ HAYATımı da EK:2’de sunuyorum. Bu biyografi gelecekte, şu gen özellikleri şu kişilerden, şu organları şu canlıdan, düşünce sistemi şu programdan aktarılan bir GENOM diye anılmak istemiyorum. Yasal babası, biyolojik babası, taşıyıcı annesi ve cinsiyet değiştirmiş bir ailenin çocuğu olmak da istemiyorum. Ama oldu bitti şeklinde zorunlu bir tercihle karşı karşıyayım. Arzım bu konu ile ilgilidir.

 

2-Burada talebime ilişkin beyan edeceğim hükümler, anayasa aykırılığı iddia edilemeyecek, NORM HUKUK statüsündeki, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde açıkça beyan edilmiş, bu hükümler ayrıca yönetmeliklere dönüştürülmüş, yönetmelikler genelgelerle teyid edilmiş, tamim ve talimatlarla da uygulanagelen düzenlemelerdir.

Türki Cumhuriyeti yurttaşları, yakın tarihte ciddi bir toplumsal travma geçirdi. 600 yıl süren Osmanlı İmparatorluğunun bakiyesi olan Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları kabbalaci sabataist pakrudin masonların dayatması ile Kuran/Ezan yasaklandı Camiler yıkıldı/satıldı. Türkiye İslam Devleti Cumhuriyeti olarak kurulan yeni devlet 10 Nisan 1928'de devletin dini İslam maddesi kaldırıldı dinsizleştirildi laikleştirildi. İslam hukuku yerine hristiyan Katolik laik medeni hukukku aldık İslam hukukunu rafa kaldırdık. Şimdi de son 40 yıldır Ailesiz ahlaksız CİNSİYETDİZ TOPLUM dayatması ile karşı karşıyayız. bir gecede harf devrimi DİL SOYKIRIMI ile okur-yazar olmaktan çıkartıldı, hemde işgalcilerin alfabesi ve dilleri dayatildi. Eğitim sistemi Amerikan Fulbright sömürge eğitim sistemi oldu. dve toplumsal hafıza sıfırlanarak herşey yeniden başlatıldı. Aynı şekilde, yaklaşık 100 yıl sonra tarih tekerrür etti ve insanlşık tarihi boyunca Kabul edilen ve dini bir temele dayanan yaratılış ile ilgili ERİL ve DİŞİL den olan iki cinsiyetten oluşan BİYOLOJİK CİNSİYET “resetlenerek”, “sıfırlanarak” bir gecede toplum cinsiyetsizleştirildi ve “yönelim, eğilim, deneyim ve tercihe dayalı, DEĞİŞKEN ve AKIŞKAN TOPLUMSAL CİNSİYET dayatması ile karşı karşıya geldik.

Bu durum esasen ÖJENİK HAREKET olarak bilinen, Hitlerin “üstün ırk” arayışına sebeb olan, “yaratılış”ı reddeden “Varoluşçu” bir anlayışın ürünü olarak, bu işin temelinde, TANRI ve BİYOLOJİK İNSAN’ı tedavülden kaldırmak isteyen bir hareketin devamı idi.

ABD’nin mevcut hükümeti dış politikasını bu yeni insan tanımına saygıya göre tayin edeceğini açıkladı. DSÖ de bu projeye aktif destek vereceğini açıkladı. Çünkü DSÖ’nün desteek verdiği mRNA projesi aynı zamanda “Gen terapisi” politikasına destek vermektedir. Bunun nufus kontrolü yanında Öjenik hareket/Üstün insan ırkı projesi ile bu anlamda birlikte ele alındığını göstermektedir. Ülkemizde de Bilişim, Sanayi, Sağlık ve Gıda politikaları ile ilgili stratejik planlar bu anlamda uluslararası sistemle uyum göstermektedir. GENOM projeleri de esasen buna yöneliktir. TRANSHUMANİZM politikası ile uyumlu bir şekilde KLONOİD İNSAN / KİMERİK İNSAN Projeleri de, SENTETİK ET projesi gibi adımlarla meşrulaştırılmaya, TOPLUMSAL CİNSİYET paketi içinde yasal bir zemine oturtulmaya çalışılmaktadır. Bu çerçevede “Amerika Planlı Ebeveynlik Federasyonu” (PPFA) ve “Human Rights Campaign-İnsan Hakları Kampanyası”, LGBTQ ile birlikte seks eğitimini getirmek için koordineli bir kampanya başlatma planlarını açıkladı. Bu çabaların LGBTQ’li BİREY’ler için dijital kaynakları, LGBTQ'yu kapsayan müfredat planlarını ve tüm gençlerin ihtiyaçlarını yansıtan cinsel eğitimin değeri üzerine yenilenmiş ulusal konuşmaları başlatma çabalarını içermesi hedeflendi. Burada umumi manzarayı görmek için, nüfus planlaması yapan, kadınları kısırlaştırmak gibi planları olan PPFA’nın veya Gates ekibinin kadın ve erkek kimlikleri yerine koymak istediği,  Queer ve LGBTQ dolayısı ile İstanbul Sözleşmesi, Lanzarotte, CEDAW gibi sözleşmelerin oluşturduğu yasal zeminde ek protokollerle bu planları hayata geçirme çabaları gözlemlenmektedir.

19. yüzyılın sonlarına doğru insan neslini geliştirme, kalıtsal hastalıklardan arındırmak, yani kısaca insan genlerine müdahale etme hareketleri de başladı. Ve Kısırlaştırma yolları da dahil olmak üzere, 'kontrollü üreme' üzerine onlarca yıllık araştırma, geçen yüzyılın başında, "ana akım bilimi" olarak kabul edilmesi ile modern öjeni hareketi de doğdu. Bugün emrivaki halinde önümüze konulan GENDER projesi esas itibarı ile HİTLER’İN HAYALİ idi. Ve ben BİREY değil, KİŞİ’yim, bir KİŞİLİĞİM var. ŞAHIS’ım, Şahsiyetim var. FERD’im ve FERDEN ve MÜNFERİDEN, icabında MÜŞTEREKEN bu HAKsız, HUKUKSUZsuz dayatmaya HAYIR diyorum ve bu dayatmayı reddediyorum.

Bu anlayışla;

2.1-İSTANBUL SÖZLEŞMESİnden çekilinmiş olsa bile, sözleşmenin bütün hükümleri ve sözleşmeye ek protokollerin tamamı, bugünkü mevcut yasada aynen muhafaza edilmektedir.

2.2-CEDAW zaten daha eski bir sözleşmedir ve yürürlüktedir. Ek protokollerle, İstanbul sözleşmesinin bir çok hükmü aynen BM sözleşmesine aktarılmıştır.

2.3-LANZAROTTE SÖZLEŞMESİnde, TOPLUMSAL CİNSİYET tercihine dayalı kimlik tanımı, 14 yaşına kadar CİNSEL EĞİLİM-YÖNELİM, 14 yaşından sonra DENEYİM ve TERCİH’e dayalı olarak şekillendirilebilmektedir.

 

3-TERCÜME HATASI İLE RESMİ GAZETEDE YAYINLANAN BİR SÖZLEŞME, ONA DAYALI BİR KANUN VE YÖNETMELİK

Burada konuyla ilgili dikkat çekici bir hususu not ederek konuya açıklık getirmemiz gerekmektedir. Bu. Beyan anı zamanda bir SUÇ İHBARI mahiyetindedir.

3.1-AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN

Kanun Numarası : 6284; Kabul Tarihi : 8/3/2012; Yayımlandığı Resmî Gazete Tarih : 20/3/2012 Sayı : 28239; Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt : 52

(NOT: istanbul sözleşmesi ve dayattığı toplumsal cinsiyet eşitliği fitnesinin ve 6284 nolu kanun yasalaşırken TBMM'de geçen cinsiyet eşitliği TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ kelimeleriyle tam 7 yedi defa tahrifat yapılmıştır. Bununla ilgili 22 Şubat 2021′de TBMM, CİMER, Anayasa Mahkemesi ve ist/cumhuriyet başsavcılığına sapkınlığın hamileri resmi evrakta sahtecilik yapan sahtekarlar için 86647 nolu suç duyurumuzun ardından istanbul sözleşmesinden 20 Mart 2021'de çekildik)

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Temel İlkeler ve Tanımlar

Amaç, kapsam ve temel ilkeler

MADDE 1(1) Bu Kanunun amacı; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

(2) Bu Kanunun uygulanmasında ve gereken hizmetlerin sunulmasında aşağıdaki temel ilkelere uyulur:

a) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, özellikle Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ve yürürlükteki diğer kanuni düzenlemeler esas alınır.

Yukarıda görüldüğü gibi, her ne kadar İstanbul sözleşmesi’nden çekilindi ise de, mevcut, mer’i yasanın 1. Bölüm, 1. Maddesi, 2. Paragrafının (a) bendinde yasanın referansı olarak doğrudan ve dolaylı olarak “İstanbul sözleşmesi” adres gösterilmektedir.

 

Aynı durum yönetmelikte de müteselsilen devam ettirilmektedir. Bu durum Lanzarotte’de de aynı şekildedir:

1.3.2008 tarihli, 26803 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan şekli ile:

6284 SAYILI AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUNA İLİŞKİN UYGULAMA YÖNETMELİĞİ

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

MADDE1 – (1) Bu Yönetmelik, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi ile şiddet uygulayan veya uygulama ihtimali olan kişiler hakkında şiddetin önlenmesine yönelik tedbirler ile bu tedbirlerin alınması ve uygulanmasına ilişkin usul ve esasları kapsar.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 22 nci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

 

3.2-Yukarıdakine ilave olarak, doğrudan ve dolaylı olarak, usulüne uygun olarak kabul, yasa ve yönetmeliklerde atıf yapılarak referans gösterilen EK Protokollerin bir kısmını özetle şu şekilde sıralayabiliriz:

Avrupa’da Kadınlara Yönelik Şiddete İlişkin 1450 sayılı Tavsiye Kararı (2000), Kadınlara Yönelik Aile İçi Şiddete İlişkin 1582 sayılı Tavsiye Kararı (2002), Zorla Evlendirme ve Çocuk Evliliklerine İlişkin 1723 sayılı Tavsiye Kararı (2005), Kadınlara Yönelik Şiddet İle Mücadele İçin Birlik Olan Parlamentolara İlişkin 1759 sayılı Tavsiye Kararı (2006), İlaçla Kolaylaştırılmış Cinsel Saldırıya İlişkin 1777 sayılı Tavsiye Kararı (2007), Kadınlara Yönelik Şiddet İle Mücadele İçin Birlik Olan Parlamentolar: Kampanyanın Ara Değerlendirmesine İlişkin 1817 sayılı Tavsiye Kararı (2007), Kadınlara Yönelik Şiddet İle Mücadele: Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ne Doğru konu başlığını içeren 1847 sayılı Tavsiye Kararı (2008), Silahlı Çatışma Durumunda Kadınlara Yönelik Cinsel Şiddete İlişkin 1879 sayılı Tavsiye Kararı (2009), Kadın ve Kızların Kaçırılmasını da İçeren Cinsiyete Dayalı İnsan Hakları İhlalleri ile Mücadeleye İlişkin 1868 sayılı Tavsiye Kararı (2009), Kadınların Öldürülmesine İlişkin 1861 sayılı Tavsiye Kararı (2009), “Sözde namus cinayetleri” İle Mücadeleye Duyulan Acil İhtiyaca İlişkin 1881 sayılı Tavsiye Kararı (2009), Kadınlara Evlilik İçi Tecavüzü de Kapsayan Tecavüze İlişkin 1887 sayılı Tavsiye Kararı (2009), Özellikle Aile İçi Şiddet Görme Riski Olan Göçmen Kadınlara İlişkin 1891 sayılı Tavsiye Kararı (2009) ve Aile İçi Şiddete Şahit Olmuş Çocuklara İlişkin 1905 sayılı Tavsiye Kararı (2010)

Tüm yasa ve yönetmeliklerde, diğer uluslararası İnsan Hakları Belgeleri’ne, özellikle CEDAW’a ve Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne, Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması Deklarasyonu ve Kalkınma Hakkı Bildirgesi referans verilmektedir ve bağlılık vurgusu yapılmaktadır. Kaldı ki bu durum bakanlıkların stratejik belgelerinde de yer almaktadır. Bu çerçevede Pekin’de 1995 yılında yapılan 4. Dünya Kadın Konferansı eylem platformunda ise sözkonusu sözleşmeler çerçevesinde kadının güçlendirilmesi için ulusal mekanizmalar önerilmektedir.

Aynı şekilde Kadının İlerlemesi İçin Nairobi İleriye Dönük Stratejiler ve 1995 yılında gerçekleştirilen BM 4. Dünya Kadın Konferansı sonucunda kabul edilen Pekin Deklarasyonu ve Pekin Eylem Platformu’nun tam olarak uygulanması amacıyla 59 ülkeden katılımcılarla Haziran 2000’de New York’ta 5 yılda edinilen kazanımlar, karşılaşılan engeller, son 5 yılda Dünya’da meydana değişmelerin kadın gündemine yansımaları ve geleceğe yönelik eylem ve girişimlerin ele alındığı “Kadın 2000: 21. Yüzyıl için Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Kalkınma ve Barış (Pekin+5)” başlıklı BM Genel Kurulu Özel Oturumu üye ülkeleri kararlılıklarını teyid eden bir forumdur.

 

4-BM, AB VE DSÖ BU PROJENİN AKTİF TARAFIDIR VE BU TEHDİT İNSANLIĞA KARŞI GLOBAL BİR TEHDİTTİR

Evet BM, AB ve DSÖ bu projenin aktif tarafidir ve bu tehdit insanliğa karşi global bir tehdittir.

Bu çerçevede, yeni dünya düzeninin başlangıcı Kabul edilen, Mesihin 2.bininci yılı olarak “Millenium” perspektifi ile sun ulan “BM Yeni Bin Yıl Kalkınma Hedefleri Bildirgesi” 2000 yılında kabul edilmiştir. Bildirgede 8 hedef belirlenmiş olup 3. hedef, “Toplumsal cinsiyet eşitliğini teşvik ederek kadının durumunun güçlendirilmesi” olarak ifade edilmektedir.

Kurulduğu 1946’dan beri BM düzenli olarak genel kurul toplantılarında BM Kadının Statüsü Komisyonu’nun UN/WOMEN (BM-KSK), Türkiye’nin de katılımı ile aldığı kararlar hep bu doğrultuda olmuştur. Malesef Türkiye, üyesi olduğu BM’nin kadın-erkek eşitliği konusunda uluslararası düzeyde organize ettiği toplantıların hepsine resmi düzeyde katılarak alınan kararları imzalamıştır.

DSÖ’nün 2005 yılında bu konuda bir monograf yayınladığını görüyoruz. Bu Monografta Toplumsa cinsiyet konusu, “Kadına şiddet” maskesi ile perdelenerek “toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en açık sonucu olan kadına karşı şiddetle mücadele edilmez ise” önümüzdeki daha uzun bir süre kalkınma hedefine ulaşılamayacağı vurgulanmaktadır.

Bu anlamda “Türkiye’de Kadın Erkek Eşitliği ve Toplumsal Cinsiyet Ayırımcılığının Önlenmesi” ana başlığı ile perdelenen çalışmaları şu şekilde özetlemek mümkündür:

2005: Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 50.000’i geçen belediyelerin kadınlar ve çocuklar için koruma SIĞINMAevleri açmalarının belediyelerin görev ve sorumlulukları arasında olduğuna ilişkin düzenlemenin bulunduğu Belediyeler Kanunu yürürlüğe girdi.

2005: Töre ve Namus Cinayetleri ile Kadınlara ve Çocuklara Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu çalışmalarına başladı.

2006: “Çocuk ve Kadınlara Yönelik Şiddet Hareketleriyle Töre ve Namus Cinayetlerinin Önlenmesi İçin Alınacak Tedbirler” konulu Başbakanlık Genelgesi yayımlandı.

Bu çerçevede Pekin 4. Dünya Kadın Konferansı’nın önerileri paralelinde Türkiye’de halen sayıları 15’e ulaşan “Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezleri”nin üniversiteler bünyesinde kurulması da konunun bilimsel yönünün incelenmesi ve savunuculuk aktiviteleri yönünden önemlidir.

Bu kapsamda 2001 yılında Hacettepe Üniversitesi’nde de Rektörlüğe bağlı olarak “Hacettepe Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi (HÜKSAM)” kurulmuş olup, Merkezin temel amacı “toplumsal cinsiyet eşitliği” konularında bilimsel çalışmalar yürütmek ve savunuculuk yapmaktır. HÜKSAM kurulduğundan bu yana temel amacına uygun pek çok aktivite gerçekleştirmiş olup, toplumsal cinsiyet ayırımcılığı Dünya Sağlık Örgütü - Avrupa Bölgesi işbirliğinde, Türkiye dahil 7 Avrupa ülkesinde ortak bir şekilde yürütülmüştür. Yürütülen “Sağlık Politikalarının Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Duyarlılığı Yönünden İncelenmesi” çalışmasını da yürütmüştür.

Esasen TOPLUMSAL CİNSİYET SÜRECİNİN BAŞLANGICI CEDAW İLE ATILDI. Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Yok Edilmesi Sözleşmesi ya da CEDAW 1979'da BM Genel Kurulu tarafından kabul edilen ve taraf devletlere kadınlara karşı ayrımcılığın tüm biçimlerini ortadan kaldırma yükümlülüğü getiren uluslararası bir sözleşmedir.

LANZAROTTE SÖZLEŞMESİNE GELİNCE, Sözleşme Türkiye tarafından 25/10/2007 tarihinde Lanzarote’de imzalanmıştır. 13 Ağustos 2010 tarihinde TBMM Başkanlığı’na sunulan Sözleşme ile ilgili, Dışişleri, Adalet, Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonlarının 567 sayılı Komisyon Raporu ile olumlu görüş sunması üzerine Sözleşmenin Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı oluşturulmuştur. Akabinde, “Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi” 25/11/2010 tarih ve 6084 sayılı Kanunla onaylanmıştır. Sözleşme, Dışişleri Bakanlığının teklifi üzerine, 31/05/1963 tarih ve 244 sayılı Kanunun 3’üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18/07/2011 tarihinde onaylanmış ve 10 Eylül 2011 tarih ve 28050 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

 

5-“GENDER” TANIMININ YASAL DAYANAKLARI VE TARİHİ ARKA PLANI

Bu çalışma kapsamında Türkiye’de Anayasa dahil 1930-Umumi Hıfzıssıha Kanunu, 1957-Nüfus Planlaması Hakkında Kanun, 1961-Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesine Dair Kanun ve 1983- Nüfus Planlaması Hakkında Kanun olmak üzere 5 temel yasa toplumsal cinsiyet duyarlılığı oluşturma yönünde referans olarak kullanılmıştır.

1980 öncesi çıkarılmış olan yasalar toplumsal cinsiyet eşitliğine daha az duyarlı oldukları Gerekçesi ile 2000 sonra geniş ölçüde eleştirilere sebeb olmuş, ek protokollerle takviye edilmiştir. 1983 yılında kabul edilen 2827 sayılı Nüfus Planlaması Kanunu en toplumsal cinsiyete duyarlı “Gender-sensitif” en eski yasa olarak kabul edilmektedir. Bu çerçevede 2. Adım olarak UNFPA tarafından desteklenen Ankara, İstanbul, Diyarbakır ve Mardin’nde, Toplumsal Cinsiyete duyarlı olan 2827 Sayılı Yasa’nın, sağlık personeli tarafından ne ölçüde Toplumsal cinsiyete duyarlı olarak uygulandığı incelenmiş ve yeni yön eylem planları yapılmıştır. İstanbul sözleşmesi sürecinde bu konu GREVIO’nun gözetiminde gerçekleştirilmiş, Merkezi hükümet, yerel yönetim, Akademi, Media, STK ve hemen hemen bürokrasinin tamamı, iktidar ve muhalefet kanatları bu projelere destek vermek zorunda bırakıldı.

 

6-GENDER, BİYOLOJİK CİNSİYET, CİNSEL EĞİLİM - YÖNELİM VE “TOPLUMSAL CİNSİYET” NEDİR?

Bu konu son yüzyılın ilk çeyreğine doğru en çok konuşulan konuların başında gelmektedir. KAOS GL 1994’de kuruldu. LGBT (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, TransGender) kelimelerinden oluşmaktadır ve daha sonra buna bir de (+) eklenmiştir. Şimdilerde bu süreç IQEP+ şeklinde devam etmektedir. LGBT süreci 12 Eylül 1980 darbesi sonrası hız kazandığı görülmektedir.

Cinsiyet (İngilizce SEX) ("cins"), “herhangi bir canlının doğuştan, genetik olarak kazandığı, cinsel üremeye yönelik özelliklerin toplamıdır. Bu noktada anlaşılması gereken, eşeyli üreyen her türe ait her bireyin bir cinsiyeti olduğudur. Cinsiyet, sperm ve yumurtanın birleşmesinden ötürü ve birleştiği anda ortaya çıkan bir unsurdur ve dolayısıyla, bir yavru doğarken mutlaka bir cinsiyet ile doğar.

Biyolojik cinsiyet” konusunda 3 farklı cinsiyet tanımı vardır: X-Y kromozomal sistemine uyumlu olarak gelişmiş canlılarda erkekler XY kromozomal kombinasyonu ile doğarlar. X-Y kromozomal sistemine uyumlu olarak gelişmiş canlılarda dişiler XX kromozomal kombinasyonu ile doğarlar. 3. Grubta Ünsa/Hünsa tabir edilen çift cinsiyetli, bir anomali sözkonusudur.

Toplumsal Cinsiyet” tanımı ile ilgili olarak internet sitelerinde genel olarak şu bilgiler verilmektedir:

Toplumsal Cinsiyet” kısaca “Gender” olarak tanımlanmaktadır. ”Genel olarak toplumsal cinsiyet, cinsiyetlere toplum tarafından yüklenen fiziksel, biyolojik, zihinsel ve davranışsal karakterlerin tümüdür. Cinsiyet, biyolojik ve genel olarak tüm eşeyli üreyen canlılarda görülen bir kavramken, evrimsel patikasından ötürü insan popülasyonlarında bir de ‘tanımlanmış cinsiyet’ veya ‘toplumsal cinsiyet’ kavramı bulunur. Bu kavramın bazı diğer iri beyinli primatlarda da görüldüğü düşünülmektedir. Kısaca cinsiyet, bir bireyin genlerinden kaynaklı oluşan üreme organları ve özellikleri ile tanımlanan bir olgudur.”

Bu sonuç, malum çevrelerce bir evrim şeklinde değerlendirilerek, “insan türünün biyolojik evrimi sonucunda ortaya çıkan kültürel evriminin bir ürünü” olarak tanımlanmaktadır.

Bu tanıma göre erkeksilik (maskulin) ve kadınsılık (feminen) olarak örgütlenebilir süreçlerdir. Bazı fiziksel özellikler, hareketler, davranışlar toplum tarafından "erkeksi" ya da "kadınsı" olarak tanımlanabilmektedir. Bu çevrelere göre bu yaklaşımların doğrudan biyolojik bir arkaplanı bulunmamaktadır. Üstelik bu ayrım, kültürden kültüre değişebildiği gibi, aynı kültür içerisinde farklı zaman dilimlerinde farklı tanımlar kazanabilmektedir. Yani bunlara göre, cinsiyet Vehbi değil kesbidir. Biyolojik değil, sosyolojik ve psikolojik bir olgudur. Yaratılış ile doğuştan varolan bir durum değil, evrimsel süreçte, kültürel etkilere açık, din, ahlak ve gelenekten bağımsız, eğilim, yönelim, deneye dayalı bir tercih konusudur. Bugünkü yasa yasa düzeni ve resmi uygulamalar, bu kabulü meşru kabul etmektedir.

 

7-CİNSEL EĞİLİM / YÖNELİM NEDİR?

Cinsel Yönelim (Sexual Orientation) LGBT çevrelerine göre, romantik ve/veya cinsel ilgi ilgili duyumsamadır. Cinsel yönelim, hiçbir cinsiyete ilgi duymama’yı da (aseksüellik) da kapsar. Bu anlamda konu 4 grubda ele alınabilir. Aynı cinsiyete ilgi duyma (eşcinsellik - homoseksüellik), farklı cinsiyetle ilgili (heteroseksüellik), iki cinsiyete de ilgi duyma durumu (biseksüellik), hiçbir cinsiyete ilgi duymama hali (aseksüellik). Ayrıca buna yeni eklemeler de söz konusudur. Mesela tüm cinsiyet ve cinsel yönelimlere ilgi duyma (panseksüellik) veya birden fazla ama spesifik olarak bazılarına ilgi daha fazla ilgi duyma (poliseksüellik) de bu kategoridedir. Son günlerde Hayvanlara cinsel ilgi duyma, Aile içi cinsel ilgi, çocuklara karşı cinsel ilgi, toplumda giderek daha fazla ilgi uyandıran konular arasında bulunmaktadır.

7.1-CİNSEL YÖNELİM KATEGORİLERİ NELERDİR?

Cinsel yönelimle ilgili olarak birçok farklı kategorizasyon geliştirmek mümkündür. Aşağıda bunların olabildiğince kapsayıcı ve güncel bir listesini sunmaya çalışacağız; ancak bunu yaparken "fantezi" olarak tabir edilen seks uygulamalarından doğan kategorileri listemize dahil etmeyeceğiz. Daha ziyade cinsel yönelimin temelini belirleyen kategorileri sunmaya çalışacağız. Geleneksel olarak bu listenin ilk dört maddesi cinsel yönelim kategorizasyonunda kullanılmışsa da, sonradan bu liste giderek genişlemiştir. Aseksüelliğin bir cinsel yönelim olup olmadığı halen tartışılmaktadır.

Düzcinsel (Heteroseksüel): Kendi biyolojik cinsiyetinden olmayan, karşı biyolojik cinsiyetten olan kişilere romantik veya cinsel ilgi duyanlara denmektedir.

Eşcinsel (Homoseksüel): Kendi biyolojik cinsiyetinden olan kişilere romantik veya cinsel ilgi duyanlar bu kategoridedir.

Çiftcinsel (Biseksüel): Hem kendi biyolojik cinsiyetinden olan, hem de karşı biyolojik cinsiyetten olan kişilere romantik veya cinsel ilgi duyanlar,

Cinselliksiz (Aseksüel): Hem kendi biyolojik cinsiyetinden olan, hem de karşı biyolojik cinsiyetten olan kişilere herhangi bir romantik veya cinsel ilgi duymayanlar,

Gri Aseksüel: Seksüellikle aseksüellik arasında bir yerde bulunan, bu iki uç arasında gidip gelen kişiler,

Androfilik (Androphylia): Eşcinsel/düzcinsel tanımına alternatif olarak geliştirilen, erkek/dişi kutupluluğu yerine maskülanite/feminenite kavramlarını yerleştiren, bu tanım çerçevesinde maskülen özelliklere romantik veya cinsel ilgi duyanlar,

Jinefilik (Gynephilia): Eşcinsel/düzcinsel tanımına alternatif olarak geliştirilen, erkek/dişi kutupluluğu yerine maskülanite/feminenite kavramlarını yerleştiren, bu tanım çerçevesinde feminen özelliklere romantik veya cinsel ilgi duyanlar,

Panseksüel (Omniseksüel): Cinsel yönelimi ve cinsel kimliği ayırt etmeksizin her insana romantik veya cinsel ilgi duyan kişiler,

Poliseksüel: Farklı cinsel kimliklere ilgi duyup, hepsine ilgi duymayan kişiler,

Kuir (Queer): Heteroseksüel veya düz cinsiyetli olmayan herkesi barındıran çatıyı ifade eder.

X Kimlik / Kimliksiz (Agender/Neutrois): Kendini herhangi bir cinsel kimlikle tanımlamayan kişiler.

Erdişi (Androgyne/Androgynous): Hem erkek, hem dişilere ait cinsel özelliklere (bunların bir karışımına) sahip olan kişiler.

Bicinsiyetli / Çift Kimlikli (Bigender): Yaşamlarının farklı dönemlerinde kendilerini erkek veya dişi olarak tanımlayabilen, bunlar arasında geçiş yapan kişiler.

Düz Cinsiyetli (Cis/Cisgender): Cinsel kimlikleri biyolojik cinsiyetleri ile örtüşen kişiler.

Akışkan Kimlikli (Gender Fluid): Sadece erkek ve dişilere ait özellikler arasında geçiş yapmakla kalmayıp, diğer kimlikler arasında da geçiş yapabilenlere denir.

Bağımsız/Değişken Kimlikli (Gender Nonconforming/Variant): Kendilerini çok spesifik bir grup altında tanımlamayan, sadece geleneksel toplumsal cinsiyet kalıplarına uymayan kişiler kendilerini bu şekilde tanımlamaktadır.

Sorgulayan (Gender Questioning): Özellikle cinsel kimlik tartışmalarının yaygınlaşması sonrasında toplumun tanımladığı ikili kategoriden fazlası olduğunu öğrenen kişiler, kendi cinsel kimliklerini sorgulama sürecinden geçebilirler.

İkiliksiz (Genderqueer / Non-binary): Çok farklı tercihleri bünyesinde toplayan çatı bir kavramdır. Genelde toplumun ikili cinsel kimlik kalıbına uymayan herkesi ifade ediyor

Kimlik Bükücü (Gender Bender): Cinsel kimlik kalıplarına uymamakla kalmayıp, bunları bilerek çiğnemeyi sosyal bir aktivizm türü olarak benimsemiş kişilerdir.

Pancinsiyetli (Pangender): Erdişi ile benzer bir kavramdır; ancak erdişilere göre cinsiyet karakterleri biraz daha az belirgindir. Kimi zaman "bütün cinsel kimlikler" anlamında, cinselliğin bütün çeşitliliğini öne çıkarmak amacıyla kullanılan bir tercihtir.

3. Cinsiyetli (Third Gender): Kendilerini erkek ya da dişi olarak tanımlamayan, “Diğer” tanımlanmayan grubta yer alan, bunu 3. bir alternatif olarak gören kişilere denmektedir.

Trans Kadın (Trans Female / Male-to-Female / MTF): Biyolojik olarak erkek doğmuş birinin cinsel kimliğinin bu biyolojik cinsiyet ile aynı olmaması ("erkek doğmuş olmaya rağmen kendini kadın olarak hissetme", "erkek bedenine doğmuş kadın olma") hali..

Trans Erkek (Trans Male / Female-to-Male / FTM): Biyolojik olarak dişi doğmuş bir bireyin cinsel kimliğinin bu biyolojik cinsiyet ile aynı olmaması ("kadın doğmuş olmaya rağmen kendini erkek olarak hissetme", "kadın bedenine doğmuş erkek olma") hali.

Üçcinsiyetli (Trigender):


Bu haber 158 defa okunmuştur.


Etiketler : FITRAT

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER AİLE Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI