Bugun...


Ali Erkan Kavaklı

facebook-paylas
HACER SPOHR İSLAM'I SEÇTİ:
Tarih: 18-04-2021 16:31:00 Güncelleme: 18-04-2021 16:37:00


AVRUPA ÜZERİNE DOĞAN KUR'AN GÜNEŞİ (5)
    HACER SPOHR İSLAM'I SEÇTİ: 
   "İSLAM İLİM VE MANTIK DİNİ"

  Frankfurt kitap fuarını gezerken yazar Hacer Spohr ile Spohr Verlag’da (yayınevi) tanıştım. 
 Niçin Müslüman olduğunu anatmasını istedim. Sohbet dağdan dökülen pınarların suları gibi akıp gitmeye başladı.
  Sandalyeye oturdu, ellerini dizlerinin üstüne koydu. Dizimin üstüne koyduğum deftere bakarak anlatmaya başladı:
 “12 sene önceydi. Kiliseden kopmuştum, hakikati arıyordum. Salim ile arkadaştık. Kıbrıslı Şeyh Nazım’ın Freiburg’a geldiğini duyduk. Birlikte gittik, şeyhle tanıştık. Çevresinde samimi insanlar vardı. İslamiyetle ilgili sorular sordum. İslamiyetin inanç sistemi son derece sade. Ayrıca İslamiyet ilim ve mantık dini. Bana İslamiyeti anlattılar, sorularıma cevap verildi. Memnun oldum, verilen cevaplar tatmin edici idi. Kalbim huzur buldu. 
      Sohbetten sonra Kur’an hediye edildi. Okudum. 
      Aradığım her şeyi Kur’an’da buldum. Sorumlarımın cevapları ve merak ettiğim şeyler… Her şey kadim kitabın sayfaları arasındaydı. Hidayet iksirini yudum yudu içtim. Şüphelerimi rüzgâra verdim, gönlüm iman nurları ile aydınlandı. Sıra tatbikata gelmişti, sure ve duaları ezberledim. Günde beş defa Rabbimin huzuruna kabul olma bahtiyarlığını yaşıyorum, çok huzurluyum. 
        Kader, 39 yaşımda kapımı çaldı. Aynı kutlu eşikten su içince Salim’le arkadaşlığımız evlenerek taçlandırdık.
 Birden bire hayatım değişti, sanki bengisu içmiş veya gökkuşağının altından geçmiştim.
     Kutsal eşikten atlamadan önce hayat normal seyrinde akıp gidiyordu, şimdi çok şey değişti. Önce kişiliğim ve kimliğim sonra hayata bakış açım değişti. Din günlük hayatıma girdi. Sevap ve günah kavramları ile tanıştım. Yapacaklarımı seçmeye başladım. Önceleri ölçüsüzlük denizinde yüzüyor, her istediğimi yapıyordum. Şimdi Allah rızasına uygun işler yapmak için çabalıyorum. 
 Hayatımı değiştiren mana, yavaş yavaş arkadaş ve dost iklimini de etkilemeye başladı. En yakınım olan annem önceleri ne olup bittiğini anlamadı. Başörtüsü takınca şafak attı çünkü örtü İslam’ın sembolü. 
     Arkadaşlarım Müslüman olduğumu öğrenince çok şaşırdılar. Bazıları gelip geçici bir heves sandılar. Anne ve babam, yeni inancımı anlayışla karşıladılar. Özellikle babam, dine karşı ilgisizdi. Niçin Müslüman olduğumu anlatınca o da kendi dinlerine sahiplenmeye başladı. 
      Babam, Allah’a inanmayan iyi insan olamaz, der. Şimdi o da herkese Allah’ı ve ahireti anlatıyor. Müslüman değil ama gönül kapıları İslam’a dostluk üzere açılıp kapanıyor. Annem İncil’i okudu, dinlerini araştırmaya başladılar. 
 -İslamiyette sizi en çok etkileyen şey nedir?
 -Bütünüyle dinin kendisi. Bilgelik, kültür, aile, mimari, insanî değerler... Bütünü harika. Peygamberimizin(sav) sağlık prensipleri ve örnek hayatı... Bütünüyle insanlığa bir hediye İslam.
 -Almanya’da Hıristiyan bir toplum içinde yaşıyorsunuz. Başınızı örtüyorsunuz, problemi yaşadınız mı?
 -4-5 sene noterde çalıştım. İşe ilk baş vurduğum gün başı açık olarak gitmiştim. Sonra örtülü gitmeye başladım. Başörtülü olduğum için yabancı olduğum sanıldı. Noter bana, “Ama güzel Almanca konuşuyorsunuz.” demesin mi? Türk sandı. Basit bir insan olarak algıladı. Sonra gerçek anlaşıldı. Şef toleranslı bir insandı, hoş karşıladı. İşimi mükemmel yaptım, dürüst ve çalışkanım. Başörtüsü çalışmama engel olmadı. Hayatın cilvesi, yanlış anlaşılmalar olmuyor, değil.
     Kaderin cilvesi. Hayal etmediğim şeylere teşebbüs ettim ve 1990 senesinde Mekke’ye gittim. Çeşitli dil, ırk ve ülkelerden gelen Müslümanların meydana getirdiği manzara harikulâde. Sadece orada seyredebileceğimiz hoş bir manzara. İnsanlar arasında ırk, deri ve renk farkı olmadığını belki de sadece orada yaşayabilirsiniz. Bütün günlerimi dua, ibadet ve mağfiret dileyerek geçirdim. Tamamı duadan ibaret günler yaşadım, sabah akşam dua kesildiğimi hatırlıyorum. Milyonlarca hacı ile bayram yapmak, ibadet, coşku ve heyecanla dolu bir bayram geçirmek nasip oldu. Vecd ve heyecan verici bir bayramdı, unutmam mümkün değil. Orada da Şeyh Nazım ile birlikteydik. O bize tavsiyelerde bulundu. Bol bol Kur’an okuduk ve doyasıya ibadet ettik. 
 Hacer Hanım, hacdan döner gibi ufuklara diktiği gözlerini ellerinin üstüne indirdi. Tülbenti sustu ve kendisi sessizliğe gömüldü.
 Müjdeden ibaret bir hikâye dinlemiştim. Ruhumun sevinçle kanatlandığını hisettim. Arafat günlerimi hatırladım. Bir öğle sıcağında arefe günü Cebel-i Rahme’ye tırmanmış, dua kesilmiş, beyaz ihramlı Müslümanlarla doyasıya dua etmiştim. Dönüşte, susuzluktan başımın döndüğünü, çadırımı bulamadığımı hatırlıyorum. Kölnlü Hacı Mustafa Özkan’la mesut bir tevafuk sonucu karşılaştık, onun sayesinde arkadaşlarımı buldum. Arafat’ta, kavurucu öğle sıcağında Hacı Özkan’ın kestiği karpuzun tadı hâlâ damağımda. Akşam yaya olarak yollara düşdük, yürüyerek Müzdelife’ye geldik. Gecenin nasıl geçtiğini hatırlamıyorum. Yürüyüşü bitirmeden ve duaya doymadan tükenivermişti. 
 Son günkü Kâbe ziyareti ne ziyafetti ama… Ruhumuz duaya doymuştu.
 Hacer Spor Hanım, nefis hikâyesini anlattı, ben Mekke ufuklarını hayal ettim



Bu yazı 61 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI