Bugun...


Cemal Çınar

facebook-paylas
İslam Hem İbadet Hem de Devlet Dinidir
Tarih: 24-09-2021 23:03:00 Güncelleme: 24-09-2021 23:03:00


İslam, Müslümanların toplumsal değer yargıları içinde ibadetler kadar, siyasal alanda da köklü, kapsamlı ve cihanşümul prensipler koyan, insan merkezli bir dindir. Mesela; “حدودالله” Kelime olarak Kur’an-ı Kerimde ondört yerde geçmektedir. Bunların on üçünde Allah’a, birinde ise (Tevbe/97) vahye izafe edilmiştir. İşte bu ayetlerin kahir ekseriyetinde bahsettiği konular, talak, mehir ve benzeri insanın insan ile olan ilişkileridir. İnsanın insanla olan ilişkilerin sınırlarını yüce Allah, işte bunlar benim hududumdur, diyor. Yani yüce Allah’ın koyduğu hükümler, yasaklar, ölçüler ve sınırlardır.

            Medine’ye hicret eder etmez elli maddelik ilk İslam anayasasını yazan Resul-i Ekrem (sav) bu maddeleri yazmakla bir devlet başkanı olduğunu da ilan etmiştir. Resul-i Ekrem ve yanında olan ashabı güzinin Medine’de gerçekleştirdikleri sistemi, bugünkü siyasal ölçüye vurduğumuzda, hayat nizamı için bulunan tüm özellikleri içinde barındıran bir İslam devleti olduğu apaçıktır. Bu yeni kurulan devlet nizamı daha sonra gelişen şartlar içinde daha düzenli ve disiplinli bir sistematiğe doğru zamanın şartları içinde sınırlarını belirleyerek belirgin bir İslam devlet nizamı 19. asra kadar devam edegelmiştir.

İslam’ın sabiteleri olan Kur’an-Sünneti temel esas alarak, İslam’ın bu iki sabiteden sonra en önemli istidlal kurumu ictihattır. İctihad, çok geniş bir alana yayılarak varlığını ilan eden en disiplinli din devletini tekmil eden, akla ve Müslümanın, tefekkür, tedebbür ve teakkülüne verdiği değerin ispatıdır. Bu hükümler üzerine İslam toplumunu idare eden ilahi bir nizam devletidir. İslam’ın bu yapısı yüce Allah’ın indinde ne kadar önemli ise, tağuti sistemin bekçileri nezdinde de kendileri için bir o kadar tehlikelidir. Bugün İslam devleti, nizam olarak yönetimi dünyanın her tarafında yasak olmasına rağmen Müslümanların gönlünde yer etmiş bir gönül devleti bulunmaktadır.

Müslümanlar halen, veraset, nikah, talak, mehir, domuz etinin yenilmesi ve satılması, içki ve içkiye bakışı, kumar ve kumar sektörüne bakışın ana temelinde herhangi bir değişiklik olmadan asrı saadet gibi gönüllerde hududullaha riayet etmektedirler. Batı ve Doğunun tağuti sistemlerin nezdinde ve onlara göre müminlerin en büyük suçu bulundukları yerde bir devlet nizamını talep etmeleridir. Belki Müslümanın ibadetlerine tahammül edebilirler. Ama Müslümanın siyasal yapı ve düşüncesine asla tahammül etmezler.  Batı ve Doğu emperyalist küresel güçler ve onların eğitiminden geçmiş bir kısım akademia ise şunu iddia etmede ısrar ediyorlar; İslam haddi zatında ibadet ve ahlak dinidir. devlet nizamı bulunmayan, taşıdığı bazı ahlaki değerleri telkin edip bunu da şahsın gönlüne bırakmış, insanın Allah ile olan manevi bir bağ olup, hayatın yaşamı için hüküm koymayan bir nevi ruhani bir gönül bağından başka bir şey değildir! Diyorlar.

Küresel emperyalistlerin bu iddiasını anlamak mümkündür. Çünkü, onların dünya mazlumlarının kanları üzerine kurdukları saltanatlarını, güçlü İslami bir devlet olursa bunu yapamayacaklarını biliyorlar. Bundan dolayı İslami devlet yapılanmasına karşı çıkıyorlar. Ancak batıdan aldıkları kültürle kafaları net olmayan bir kısım İslami! yazarlara ne oluyor? Bunların İslam’ın bir gönül dini olup, devletleşmeyi içermediğini söylemeleri normal değildir. İslam adına, ama emperyalist tasavvuru içinde söylenmesi hem normal hem de masum değildir.

İslam, hem öznel hem de nesnel bağlamda hayatta var olup da hakkında direk veya dolaylı bir hüküm belirlemediği hiçbir nesne yoktur. Çünkü din, Müslümanın tüm dünya hayatını kuşatan cihanşümul bir dindir. Böyle olduğu için, mahşerdeki hesaplaşma gününe “یوم الدين” denilmiştir. İslam sadece ahiret dini olsaydı salt bir kısım ibadetlerle sınırlı olurdu. O, dünyada yaşam belirleyen hayat nizamı olarak yerleşmesi Peygamberlerin kanına mal olmuştur.  Hayata karışmayan bir din yaven bir din tasavvurudur. İslam dini salt ibadetlere bakan yönü ile bir inanç, hayata bakan yönü ile devlettir. Yusuf/40. ayeti kerimede ibadetle beraber “hüküm ancak Allah’ındır.” diye buyruluyor. Hükmeden bir din devlet olmadan neye hüküm edebilir ki?



Bu yazı 64 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI