Bugun...


Eyüphan Kaya

facebook-paylas
Hilafet 3 Mart 1924’te kaldırıldı!
Tarih: 04-03-2021 11:38:00 Güncelleme: 04-03-2021 11:38:00


Halifelik, 3 Mart 1924 tarihinde kaldırıldı Atatürk Cumhuriyeti deyip iftihar edenler, niye cumhuriyete hayran olduklarını da bir anlatsalar da kel düşse.

Kılık kıyafet devrimi geldi, moda dünyası kazandı, kozmetik sanayi kazandı, biz de gereksiz yere harcamalar yaptık, ayrıca günah kazandık,

Harf devrimi geldi alimlerimiz cahil duruma düştüler, örneğin Diyarbakır’da okuma yazma oranı alfabeye göre %90’dı bir gecede yüzde yüz okuma yazma bilmeyenler düzeyine düştüler, 

Şer’i, Örfi, Kültürel yasalarımızın tamamı lağvoldu, Avrupa yasaları getirildi, uyum için insanımız üzerinde batılılaştırma çalışmalarını yaptılar.

Alkol, kumar ve zina yaygınlaştı, devlet geleneğinden gelen Saltanat ruhani bir makam olarak kalması gerekirken, tamamen lağvedildi.

Ancak bunlardan biri var ki aslında onun lağvedilmesi yukarıda saydığımız sıkıntıların oluşmasına kapı araladı, O müessesenin adı 3 Mart 1924 tarihinde kaldırılan Halifelikti.

Hilafet makamı İslam dünyasının başını temsil ediyordu. Aslında Hilafeti kaldırmaktansa Üstat Bediüzzaman’ın ifadesi ile Hilafet makamını olgunlaştırmak için alim, mütteki, halk nezdinde karşılığı olan kimselerden bir ulema heyeti haline dönüştürebilirdik. Bu heyet İslam dünyasının, hatta dünyanın sorunlarına çare/çözüm üretebilirdi.

Malum insanlığın huzuru bilim ve fenden değil, adalet ve merhamete bağlı oluşur, yokluğunda kaybolur. Bu şahsı manevi durunda olan Hilafet makamı bir fetva verdiği zaman fertten tutun, devlet başkanına kadar herkes kendine düşen payı konumu gereği o fetvadan, görüş beyanından faydalanırdı.

Hilafet makamı olsaydı;

Şu andaki mevcut Kürt meselsi olmazdı, çünkü İslam’ın adalet anlayışı buna müsaade etmez,

İslam devletlerinin tamamı vizesiz bir şekilde Müslümanların seyahatine açık olurdu.

Suriye ile Türkiye,  Irak İle Türkiye, İran İle Türkiye arasında tel örgülü sınır olmazdı.

Kabe’nin etrafında çok katlı gökdelenler olmazdı,

Kumar kurumunun başında Milli kelimesi olmazdı,

Devlet kumar kurumunu yasal olarak tanımazdı,

Hayatı kolaylaştırma adına Katılım bankaları olurdu, ama faiz kavramı tedavülde olmazdı, Belki bunlardan biri de “Hilafet Bankası” olurdu.

Tüm fakir vatandaşların bir yıllık asgari ihtiyaçları hazineden verilirdi,

Günümüzde normalleşen israflar olmazdı, Birçok kimsenin başına bela olup, ailevi huzurunu kaçıran lüx hayat diye bir derdimiz olmazdı,

Fakir ile zengin arasında bu kadar uçurum ve bariyerler olmazdı, Bir milyonluk ev, bir milyonluk arabaya binme gibi bir komplekse kapılmazdık,

Eğitim öğretimimiz öncelikle değerli, yetenekli insan yetiştirir, %10’luk akademik tahsile gönderilen kimselerle de bilim dünyasına not bırakırdık.

En önemlisi de işi olmayan kimse kalmazdı. Ne yazık ki 1924 Anayasası ile başlayan bu yabancılaşma hastalığı bu millete kan kusturdu.

Öz vatanımızda hırpalandık, bir yandan devletin içindeki karanlık akıl, diğer yandan buna karşı gelişen anarşik hareketler derken elin gavuru işine bakarken bizde devlet millet yaka paça olup, millet olarak patinaj yaptık.

Hilafeti kaldırınca sözüm ona bu vazifeyi TBMM’ye devrettiler. Ama Meclisin hür ve özgür olarak çalışmasına da pek müsaade edilmedi. Hala bir kesim güçler nitelikli bir Meclisin oluşmasından yana değiller. Malum devlet olarak Yasama, Yürütme Yargı anaerklerine bağlı çalışsa da asıl erk Meclistir. Meclis hür ve özgür olursa, şu anda hayata sıkıntı veren tüm yasaları daha iyisi ile değiştirebilir, yargı da, yürütme de buna uymak durumundadır. Hani bir laf var, nasıl yaşarsanız öyle inanırsınız. Gözümüzü açtık bu çarpık devlet sistemini gördük, sanki buna mecburmuşuz gibi bir kabullenme toplumda oluştu. Sakın ha bu şekilde hayata bakmayalım. Böyle giderse en çok düşman sevinir, özellikle de İslam düşmanları. ABD ve İsrail başta olmak üzere.,

Peki ne istiyorsunuz derseniz?  Ben Hilafet müessesini günümüzün ihtiyaçlarına cevap verecek tarzda tesis edilmesini istiyorum.

Dünyanın tüm fakirlerine bakabilecek bir “Hilafet bankasın” istiyorum. Tabi ki en önemlisi de Konfederal İslam Devletini istiyorum.  İki yıl önce Dünya İslam Formunda bu Hilafelik konusunda bir tebliğ verdim. İnanmazsınız belki ilk tepki Suudi Arabistan diplomatından geldi, ama ben onu yaptığı itiraza bin pişman ettim, Elhemdulillah.  Gelecekte en yüksek seda İslam’ın gür sedası olacağına da inanıyorum. İnşallah o günleri görmek bize de nasip olur, amin demeniz dileğiyle.

Amacımız kimseyi eleştirmek, rencide etmek değildir. Yukarıda saydığımız anormallikleri yapan da galiba onda fayda mülahaza etmişlerdir. Bu gün hayatta olsalardı bekli hatalarından rüc’u edeceklerdi diye düşünüyorum.

Selam ve selametle kalın.



Bu yazı 232 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI