Bugun...


Ğaffari İzci

facebook-paylas
Z kuşağının rol modeli kim?
Tarih: 20-03-2021 07:02:00 Güncelleme: 20-03-2021 07:26:00


Z kuşağının rol modeli kim? Asım mı, Haluk mu?

İstiklal Marşımızın kabulünün 100. Çanakkale Zaferinin 106. Yıl dönümünü yaşadığımız şu günlerde, Milenyum çağı olarak nitelendirilen 2000 li yıllarda doğan gençlere  “ z kuşağı” deniyor.  Yani bilimin her gün yeni çığırlar açtığı ama ahlakın katledildiği, tekniğin geliştiği ama vicdan ve merhametin yetim kaldığı bir çağda doğan, “ haz ve hız “ ı her şeyin üstünde tutan bir kuşak… Bu çocuklarımızı suçlamak veya yermek için değil, bir hakikati tespit adına bu değerlendirmeyi yapıyorum. Çok uzaklarda aramayın onları, dikkat edin ya evimizin bir odasında ya ailemizin çok yakınında pek çok örneğini göreceksiniz. Çünkü onlar bizim çocuklarımız.

Gençlerimizin; başta İslam olmak üzere, gelenek, görenek, örf, adetten uzaklaşmasının ve hatta ahlaki yozlaşmanın bu topraklarda bir tarihi bile vardır:  Tanzimat… Bu yazımda siyasi bir mesele olan Tanzimat ı ele alacak değilim.  Osmanlı toprakları üzerinde yaşanan ahlaki yozlaşma adına Tanzimat bir milattır. Biz bu milada biraz daha yakından bakabilirsek hem dünü hem de bugünü anlamak daha kolay olur diye düşünüyorum.

600 yıl dünyaya adalet dağıtan Osmanlının yıkılış dönemine denk gelir Tanzimat. Bu dönemde hem siyasiler hem edebiyatçılar “kurtuluşu” yüzlerini “Batı” ya dönmekte, onlara benzemekte aramışlardır. İşte biz bugünü anlayabilmek için, o gün yaşayan ve döneminin  “z kuşağına” örnek olma iddiasında bulunan iki şair ve onların “örnek nesil “diye sundukları gençlere;  yani Tevfik Fikret ‘in oğlu Haluk ile Mehmet Akif ‘ in (arkadaşının oğlu) Asım ‘a ve onların yaşamına daha yakından bakmaya çalışacağız. Hemen belirtelim ki Tevfik Fikret ve Mehmet Akif şüphesiz dönemlerinin en “ popüler” isimleridir. Her iki isim de bu batıya yöneliş döneminde bu iki ismi (Haluk ve Asım’ı) “örnek genç böyle olmalıdır” diyerek şiirlerinde sık sık zikretmiştir.

Haluk:  Papaz …

1895'te doğan Haluk, Tevfik Fikret'in içinde bulunduğu büyük ümitsizlik ortamında kendisine adeta yeni doğan kurtarıcı bir ışık olarak görünür. 2. Abdulhamid'in  yönetimi altında yaşayan bir devleti ancak ve ancak umudu ve idealleri olan, iyi yetişmiş bir gençliğin kurtaracağına inanır.( Atatürk'ün en sevdiği şairlerin başında Tevfik Fikret'in gelmesi de bunun içindir.) Haluk bir bakıma Atatürk ile ayni donemin çocuklarıdır ve ülkeyi de o nesil (1880ler ve 90'larda doğan çocuklar) “kurtaracaktır. Fikret, o sıralar Robert Kolej'inde okumakta olan oğlunu 1909 da elektrik mühendisliği okuması  için  İskoçya'ya  gönderir.  Burada bir Host Family’nin  ( misafir öğrencilere bakan aile ) yanında kalır ve bu aile Haluk'un aklına Hristiyan  olması fikrini sokar. Tevfik Fikret halen oğlunun orada modern bir eğitim alıp sonra yurduna döneceğini ve “geri kalmış” bu milleti “aydınlatacağı hayalini”  kurmaktadır. Haluk üniversiteyi bitirdikten sonra Amerikalı bir kadınla evlenir ve bazı üniversitelerde ihtisas yapar. Bu yıllarda boş zamanlarını "büyük hayranlık duyduğu "Hristiyanlığı araştırmaya vakfeder. Yıllar içinde Presbyterian  Kilisesi'nin rahip yardımcılığına, 1956'da da Orlando'da rahiplik rütbesine yükselir. Haluk, Amerikalı eşinden doğan çocuklarına “Türkçeyi öğretmemiştir.” (Tevfik Fikret için Türkçenin en iyi şairi ifadesini kullananlar için bu bir paradoks değil de nedir? Eğer Tevfik Fikret yaşasaydı bu duruma ne derdi acaba!  (Fikret ailesi öyle kökten bir Müslüman da değildir, zira Tevfik Fikret’ in annesi de Hristiyandır aslen. Haluk aslında “özüne” dönmüş, hepsi bu kadar.) Bu durum onun Türkçe ve Türkiye ile olan son bağlarını da koparmıştır. Haluk nihayet Haziran 1965'te Orlando, Park Lake Presbyterian Kilisesi rahibiyken ölür.

Asım :

Üstad Mehmet Akif ‘in şiirlerinde sık sık zikrettiği  ve meşhur Canakkale Şehitleri şiirinde  de adını gördüğümüz bu  Asım Kimdir ? Bu Asım sembolik bir isim mi? Bir kahraman mı? Ya da Mehmet Akif’in çokça zikrettiği “Asım’ın neslinden” kastedilen nedir? Bu konuda kesin bir bilgi olmamakla birlikte iki görüş daha sahici duruyor.

  1. Asım : Çanakkale de.

"Asım'ın nesli diyordum ya... nesilmiş gerçek:

 işte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek."            Çanakkale Şehitleri

Akif’in eserlerinin toplandığı “Safahat” kitabında  “ASIM” adında uzun bir manzum şiiri var. Safahat’ın içinde 6. kitap olarak yer almış. 100 sayfadan fazla uzunca bir şiir. İşte bu şiirde Mehmet Akif, “Asım’ın nesli” dediği ideal gençliğini anlatmaktadır.

Konuyla ilgili uzun araştırmalar yapan Asım Yapıcı, Asım’ın neslini şu şekilde özetliyor:

 “Asım’ın nesli derken iman, irfan, fazilet ve bilgi ile donanmış; karakterli, ahlaklı, kişilikli; vatanına, milletine ve dinine sahip çıkan, dahası bunları yüceltmek için tüm imkanları seferber eden bir gençlikten bahsediliyor.” İstiklal Şairimiz Mehmet Akif, kendisini vatanına milletine adamış büyük bir şahsiyettir. Vatanını, dinini, milletini her şeyden üstün tuttuğunu gerek yaşantısında gerekse eserlerinde görmek mümkün. Milletin geleceği olan gençlerin de bu şuurda yetişmesini istemiştir.

  1. Asım :  Asım Bin Sabit : Arıların koruduğu sahabe.

“Safahat” kitabında, Mehmet Akif’in Asım’ın Nesli diye hayal ettiği neslin, sadece şiirinde geçen hayali bir kahraman olmadığından, bir sahabe olan Asım İbni Sabit’ten (r. a) de bahsediliyor. “Arıların koruduğu sahabe” olarak ünlenmiş sahabenin hayat hikayesi çok manidardır. Şöyle anlatılır:

Peygamberimiz (sav) kabilelerine İslam’ı öğretmek üzere öğretmen talebinde bulunan kişilerle beraber, aralarında Asım bin Sabit’in de bulunduğu 10 kişilik bir eğitici heyet gönderir. Ancak Reci denilen bir subaşında bu öğretmen sahabeler topluluğu Lihyanoğulları’nın saldırısına uğrarlar. Lihyanoğulları’nın amacı onları esir edip Kureyş’e satmaktır. Bu nedenle onları sağ ele geçirmeye çalışıyorlardı. Fakat Asım, teslim olmamaya kararlıdır. O yiğitçe şöyle haykırıyordu: “Ben müşriklerin himayesini ömrüm boyunca kabul etmemek üzere yeminliyim. Vallahi bu kâfirlere asla teslim olmam. “Allah’ım! Resulullah’ı durumumuzdan haberdar et.’’ Bir taraftan da ok fırlatıyordu. “Ben ne diye çarpışmayayım. Gücüm kuvvetim yerinde, oklarım yanımda, yayımın kirişi kalın, enli temrenler sebebiyle kayıp gitmekte. Ölüm hak, dünya boş ve geçicidir. Takdir edilen elbette başa gelecektir. İnsanlar er geç Allah'a dönecektir.” Bu kahraman sahabe birçok müşriki yere serdikten sonra, şehit olacağı esnada şu duayı yaptı: “Allah’ım Senin dinini korumaya çalıştım. Sen de cesedimi müşriklerden koru.” Müşrikler Hz. Asım’ın başını alıp Sülafa adındaki bir kadına satmak istiyorlardı. Sülafa Asım’ın kafatası ile şarap içmeye yemin etmişti. O gün orada mevcut bulunan on sahabeden yedisi şehit oldu, üçü esir edildi. Müşrikler, Âsım bin Sâbit'in başını kesmek istediler. Fakat Allah-ü Teâlâ, Hz. Asım bin Sâbit'in duasını kabul buyurdu ve mübarek cesedine müşrikler el süremediler. Allah ü Teâlâ bir arı sürüsü gönderdi. Bulut gibi Âsım bin Sâbit'in üzerinde durdular. Hiç bir müşrik yanına yaklaşamadı. “Bırakın akşam olunca arılar onun üzerinden dağılır, biz de başını alırız” dediler. Akşam olunca Allah ü Teâlâ hiç bulut yok iken bir yağmur gönderdi. Görülmemiş bir yağmur yağdı. Sel geldi ve Âsım bin Sâbit'in cesedini alıp götürdü. Cesedin nerede olduğu bilinemedi. Ne kadar aradılarsa da bulunamadı. Bunun için müşrikler Âsım bin Sâbit'in hiçbir yerini kesmeye muvaffak olamadılar. Bu olaydan sonra Âsım bin Sâbit anılırken, "Arıların koruduğu kimse" diye anılmaya başladı.

İşte iki şahsiyet, işte onların hayatından kısmi bir örnek… şimdi kendimize sormamız gereken soru şudur kanaatimce: Bugün gençliğin içinde bulunduğu buhran ve boşluk ortadadır. Peki çare nerde? Gerçek suçlu kim? Biz anne-babalar mı, çocuklar/gençler mi? Ya da laik, seküler ve batılı eğitim sistemi mi?

Değerli dostlar, yazı belki biraz uzun oldu ama teşhisi doğru koymak adına tespiti doğru yapmalı, hatta önce doğru yerden başlamak gerekiyordu. Meseleye en baştan başlamanın her zaman daha doğru bir sistem olduğunu düşündüğüm için sizleri biraz yordum. Bu iki şahsiyeti kısmen de olsa tanıdıktan sonra -ki başka bir yazımızın konusu olacaktır- bugünün gençlerine “örnek nesli ” nasıl koyacağımızı, onlara ne söyleyeceğimizi ,bugünün sorunlarına çareleri birlikte düşünmeye devam edeceğiz inşallah.

Selametle… Allah’a emanet olunuz.

Gaffari İZCİ/ Adıyaman

19.03.2021

 

 



Bu yazı 208 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI