Bugun...


Hacı Fidan

facebook-paylas
Zor Zamanlar!
Tarih: 28-07-2022 16:07:00 Güncelleme: 28-07-2022 16:09:00


Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemiz de ekonomik sorunlarla boğuşuyor.

Bugün satın alınan bir hizmet/eşya yarına göre daha "ekonomik" olabiliyor.

Vatandaş gergin ve sinirler oldukça bozulmuş durumda.

Halkın yarınlara umudu, gün geçtikçe azalıyor.

Garibin sofrası her geçen gün daha fakirleşiyor, kazancı günden güne eriyor.

Emeğin, alın terinin gerçek karşılığını alamıyor.  

 

Aydınlar, uzmanlar her gün ekonomik reçeteler sunuyor(!)

Fakat objektif davrananların sayısı az ve çoğu siyasî yakınlık duyduğu çevrelerin görüşlerine destek veriyor.

Siyasiler her zaman ki gibi,

Seçim öncesi açılışlara gidiyor, meydanlarda en ateşli konuşmaları yapıyorlar.

Herkesi dinliyor... Yerine getirilmeyen vaatlere karnı tok vatandaşın.

Derdi büyük, sorunu bitmiyor. Bir dokun bin ah işit modunda, insanlar.

Kimi icraatların kamu vicdanında açtığı yaralar devam ediyor!

 

Bir taraftan,

Masalar kuruluyor, liderler etrafında toplanıyor sözde anlaşıyorlarmış (!) resmi paylaşılıyor.

Bir umutla dinliyor vatandaş. Ama kafasındaki soru işaretleri de bitmiyor.

Masada verilen fotoğraf milletin derdine çare olmaktan uzak. Somut bir icraatları yok daha.

Vatandaş herkesin cemaziyülevvelini iyi biliyor.

Kafalar epey karışık...

Aynı tas aynı hamam, diyor vatandaş.

 

Diğer taraftan da, 

İktidarın, muhalefetin dilinde vaatler, yüzünde tebessümler, espriler eksik olmuyor.

Her gün farklı yerlerde, kitlelere sesleniyorlar.

Dar gelirli, esnaf, çiftçi memurlar umutla takip ediyor herkesi.

Geçmişteki sözleri, icraatı sorunlu olanı esefle dinliyor. Konuşmalar inandırıcı gelmiyor. Siyasiler, vaatlerine propagandalarına devam ediyor.

Toplumun her kesimine bolca umut dağıtılıyor.

Bu enflasyon sürecinde fiyatına zam gelmeyen tek şey "umut" galiba. Herkes bedavadan bolca dağıtıyor.

 

Bazen de şöyle düşünüyorsunuz!

Bolca umut dağıtanlar; dünkü aktörler değil miydi?

Kanayan hangi yaraya merhem oldular? Sadra şifa icraatları var mıydı?

Meselâ ülkedeki işsizliğe, ekonomik kalkınmaya refaha dair hangi ciddi adımı atmışlardı?

Ülkenin enerjisini sömüren terörü çözmek için hangi politikaları sürdürdüler?

Tatmin edici cevaplar alamıyorsunuz.

Ama hafızanızı yokladığınızda,

Hatırladığınız şey; yokluk-yoksulluk, acı tarihler oluyor.

28 şubatlar, siyasi krizler, darbeler, yasaklar..!

 

Sonra,

Millete tepeden bakanları hatırlıyorsunuz...!

Üniversite kapılarında parmak sallayanları, inanca dil uzatanları,

Gazete manşetlerini,

Kurumlarda asık suratlı, Müslüman avına çıkan yasakçıları,

Fişleyenleri,

Sizi sürgüne gönderen demokrasi havarilerini(!)

Evet, ne değişti?

Zihinsel dönüşüm mü geçirdi, dünkü insanlar?

Söylemleri samimi mi yoksa rol mü yapıyorlar?

Sorular sorular...

 

İnsanoğlu pek unutkandır. Bazen hafızamızla alay mı ediliyor diye düşünüyorum.

Bugün dahi toplumun inancıyla, değerleriyle kavgalı olanlar hiç te az değil.

Belli ki bazıları hiç değişmeyecek!

Evet, dünkü yaralarımız iyileşti iyileşmesine de izleri silinmedi hâlâ.

 

İslâm coğrafyasında okunan ezandan rahatsız olanı ve dindara öfke kusanı unutamıyor insan.

Bugün 

Kimisi kadim medeniyetimizle bağdaşmayan, kültürümüzde yeri olmayan o sapkın görüşlere mavi boncuk dağıtan yok mu?

Kimisi de çıtayı yükseltmiş, ülkedeki darbecileri aklamanın peşinde! Hiç utanmadan darbecilere aftan, beraattan bile bahsedebiliyor.

Kimisi dağdaki eşkıyanın, terörün sözcülüğüne soyunmuş, pervasızca konuşuyor.

Ve binlerce vatandaşın katili olan kişinin yaşam koşullarından dem vuruyor.

 

Garip bir ülke haline geldik.

Uzlaştıkları, üzerinde ittifak ettiği tek bir görüş var; O birisini göndermek...!

Bütün felaketlerin suçlusu olarak bir kişiyi evet yalnızca birisini gösteriyorlar...

Perde arkasını çok iyi biliyoruz ya! Her neyse.

 

Akit gazetesi yazarı Serdar Arseven köşesinde bu durumu şöyle ifade ediyor;

"O iktidardan indirildiği takdirde, Türkiye hızla aydınlık yarınlara doğru yol alacak, memleket hızla kalkınacak,

Ülke insanının özellikle dar gelirlinin ekonomik durumu düzelecek.

Dünyanın kapıları bize açılacak, vatandaşlarımız her tarafa vizesiz seyahat etme imkânına kavuşacak.

Yollarımıza kırmızı halılar serilecek ve yargıya güven tavan yapacak!"

Gerçekten buna kim inanır? Belki de yalnızca Kadir inanır.

Şaka bir tarafa da trajikomik şeyler dönüyor ülkemizde.

 

Soruyoruz,

O birisi iktidara gelmeden önce, ülkede pembe rüyalardan, refahtan, eşit haklardan, adaletten kim söz edebilir?

Şu garipliğe bakın ki,

Daha düne kadar O birisiyle beraber yürüyenler bile aynı görüşte...

Sahi O birisi kim?

Ülkenin kaderini, milletin iradesini temsil eden "o birisi" gökten mi indi? Uzaylı mıydı? Bizden birisi değil miydi yâni?

Sokağımızda yaşamıyor muydu?

 

Ayrıca insan zaaflarıyla, kusurlarıyla insandı.

Hz. Ömer,

"Eğer yanlış yaptığımızda bizi uyarmazsanız sizde hayır yoktur. Eğer uyardığınız halde sizi dinlemiyorsak bizde hayır yok" demiştir.

Duruma bakılırsa içimizde epey hayırsız olduğu kesin.

 

Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Birazda kendi öz-eleştirimizi yapalım.

Hiç kimse sizden tehdit ya da baskıyla birisine destek vermenizi istemedi.

Herkes özgürdü.

Ve sandığa giderek kendi elleriyle hür iradesini yansıttı. İstikrar ve güven dedi, özgürlük dedi.

Oysa meydanlarda adam(!) çoktu...

Ülkeyi aydınlık yarınlara taşıyacağını haykıran diğer liderlere neden inanmadı?

 

Demokrasi, yönetime katılımın yanında izlediği politikalarla iktidara da

sivil toplum örgütleri aracılığıyla yön verme, takip ve kontrol sistemidir.

İradenize sahip çıkarak, bunu temsil edenleri kontrol etmeniz gerekmez miydi?

Seçtiğiniz kişiler, iradenizle uyumlu olmayan politikalar izlediğinde yanlış kararlar aldığında neden sustunuz? (Makûl derecede ses verenleri hayırla anıyorum) Genelini kastediyorum.

 

İktidar, milletin âli menfaatleriyle ilgili yanlışa imza attığında, meydanlara çıkıp haykırdınız mı? Yoksa iktidar bizden diye sessizce köşenize mi çekildiniz.

İlahi bir ilkedir;

Bir toplum kendini değiştirmediği sürece Allah da o topluma verdiği kararı değiştirmiyor...!

Yani suçu yalnızca bir insana yüklemek doğru ve isabetli görünmüyor.

 

Sivil toplum örgütlerimiz vardı bir zamanlar...! Hani "anlam" kaybedildiğinde, yanlışın günahın kural haline geldiği zamanlar meydanlara çıkıp haykıranlar vardı..!

Yazık ki,

Şimdi adam yetiştirmenin değil; bir yere adam yerleştirmenin derdindeler!

Tükeniyoruz aziz dostum!

Gençlik, aile kurumu ne âlemde, sormayın.

Hasanlar, Haticeler hep anlaşmazlığa düştüler! Mahkeme önündeler.

Ve yazık ki hepsi boşanma arifesindeler.



Bu yazı 165 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI