Bugun...


İsmail Müftüoğlu

facebook-paylas
YAŞANABİLİR BİR ÜLKE
Tarih: 12-04-2021 18:24:00 Güncelleme: 12-04-2021 18:24:00


i-muftuoglu@hotmail.com
 
“İnsanlardan bazısı vardır ki, Allah’tan başkasını ortak koşarlar ve onları Allah’ı sever gibi severler…” (Bakara/165)
 
Yaşanabilir bir ülkede ömür sürüp, ölmek güzeldir. Zira insanın gözü arkada kalmaz. Geride kalanlar düşünülmez. Çünkü kalkınmış, sanayisi ivme kazanmış, ekonomisi müspet olan devletler gülzara benzer, herkeste hayranlık uyandırır. 
Gülen bir ülkenin, veren bir ülkenin vatandaşı olmak, insana tarifsiz zevk verir. Sokakları tertemiz, bahçeleri ziyade, her tarafı yeşil denizine dönüşmüş, caddeleri ve sokakları onarılmış, insanlara yürüyüş rahatlığı veren, binaları düzgün mimari eseri olan, gökyüzü tellerden arınmış, musluklardan kesintisiz su akan, elektrik arızaları son derece az olan bir ülkede yaşamak ne güzeldir, değil mi?
Yolları ikide bir delinmeden duran, tretuvarlar üzerine park eden arabaları olmayan, korna sesi duyulmayan, yürüme zevkine ulaşan bir ülkede yaşamak, güzel değil de nedir? Eloğlu bu güzellikler içinde yaşarken, bizim ülkemizin hal-ü pür melali nedir ve neden?       
Devamlı ihraç eden, ithalde asgariye inen ülkelerde insanlar sızlanmadan yaşama imkânına kavuşurken, kendi ülkemizin her konuda kaos içinde yaşaması neyin nesidir? İdarecileri adil olan ülkelerde sömürü çarklarının dönmesine imkân verilmezken, geri kalmış ülkelerde sömürme ve sömürtmenin ahlak haline getirilmesi insanları hâlâ ürkütmüyor mu? 
Milletimizi moda körü olmaktan kurtarmadıkça, aymazlıkların önü alınmadıkça, ekonomide ve siyasette milli alana dönülmedikçe, düzgün ahlak sahibi olunmadıkça, siyasi taassup körü olmaktan uzak durulmadıkça beklenen ülke düzeyine ulaşmak mümkün müdür?
Böyle düzenli bir ülkeye, ancak gayretli insanların emeğiyle, dürüst idarecilere sahip olmakla ulaşılabilir. Adil siyasetçiler yetiştirmedikçe, bir başka ifade ile öze dönüş olmadıkça, beklenen, hasreti çekilen ülke durumuna gelmek son derece zordur. Esen rüzgârdan haz alamayan, kuşların cıvıltılarından müstefit olamayan ve bülbülün nazını algılayamayan insanların müreffeh olma hayalleri gerçekleşemez. Bu, çöle düşmüş insanın, vaha aramasına benzer.
Siyaseten olsun, ekonomik açıdan olsun henüz olgunlaşma trendine giremeyen, devamlı didişen, her olay münasebetiyle ülkeye verilen zararlar hesaba katılmadan, devamlı gürültü çıkaran idarecilerden, meslek kuruluşlarından, böyle bir ülkenin eğitiminden, adaletinden hayır beklenir mi? 
Gelenlerin keyfi için geçmişi karalayan, tarih şuuru çoraklaşan, dinden-imandan nasiptar olamayan, ülküsüz bir ömür geçirenlerden, güzide bir ülkenin inşasını beklemek, akıl tutulması değil de nedir? 
Öze dönmedikçe, her gün birbirini hırpalayan, birbirlerine hakaretler yağdıran siyasilere ümit bağlamak, büyük bir yanılgıdır. Muhtevasız insanları siyaset adına dahi olsa tabu ve dokunulmaz haline getiren insanlardan hayır beklemek, abesle iştigal değil de nedir?
İmkânların buharlaştığı, yalanların tavan yaptığı, ukalalığın prim yaptığı, argo konuşmaların övüldüğü, yanlış yol izleyenlerin alkışlandığı, ar ve hayânın dibe vurduğu bir ülkenin, çağdaş medeniyetin üstüne çıkması mümkün müdür?
Özlemini duyduğumuz bir ülkede ölmemiz, bugünler için mümkün görünmüyor. Arkamızda muzdarip bir ülke bırakarak gitmek, doğrusu bize hüzün veriyor, bizi münkesir ediyor. Onun için gülerek veda edemeyeceğimizi anlıyoruz. Ülkemizi ihmal edenlere hakkımızı helal etmeyeceğiz. Fakir-fukaranın, garip-gurebanın hakkını yiyenleri de Allah’a havale ediyoruz. Nitekim Allah; “Ey insanlar! Yeryüzündeki bütün nimetlerimden helal olmak, temiz olmak şartıyla yiyin, fakat şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o size apaçık bir düşmandır!” (Bakara/168) buyurmaktadır.  
Sonuç olarak diyoruz ki, millet olarak özümüze dönmeliyiz. Adaleti hâkim kılmak için tarafsız davranmalıyız. Siyasi taassup içinde tepinmekten uzak durmalıyız. Gerçeklere açık ve istikamet sahibi olmalıyız. Ülkemizin mahvına sebebiyet verecek iç ve dış politik oyunlara karşı dimdik ve tavizsiz ayakta durmalıyız.             
Rahman ve Rahim,
Kadir ve Muktedir,
Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.      
Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47). Cağaloğlu – 12.04.2021


Bu yazı 422 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI