Bugun...


Mahmut Balcı

facebook-paylas
GARA KATLİAMI VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Tarih: 18-02-2021 17:55:00 Güncelleme: 18-02-2021 22:27:00


Geçtiğimiz günlerde, (13 Şubat günü)PKK terör örgütü, Kuzey Irak dağlık olan, Gara bölgesinde 5- 6 yıldır ellerinde esir olarak tuttukları çoğu polis ve asker olan 13 insanımızı, kafalarına sıkarak kalleşçe ve insafsızca katletti.

Bu katliamda hayatını kaybedenbütün kardeşlerimize Yüce Allah’tan rahmet ve mağfiret, kederli ailelerine sabır ve selamet diliyorum.

Vahşice yapılan bu katliamı,bu katlimı yapan eli kanlıtaşeron örgüt PKK yi, Onun içerdeki ve dışardaki bütün destekçilerini lanetliyorum.

Hunharca katledilen bu insanlarımız, herhangi bir çatışmada yakalanmış değillerdi. Her biri farklı yer vezamanlarda kaçırıldı. Her birinin ayrı ayrıhikayeleri var. Kimi bir yolculuk sırasında otobüsten indirilerek kaçırıldı,. Kimi bayrama ziyaretine giderken, kimi ailelisin ziyaretegiderken, kimi gelirken kaçırıldı.

Bu acımasız, cani örgütün, bu insanlarımıza hangi muameleyi yaptıklarını bilmiyoruz. Ancak, onların ailelerinin neler çektiğini, korku dolu endişeli bekleyişin onların hayatlarını nasıl zindana çevirdiğini ve zehir ettiğini biliyoruz.

Bu insanların serbest bırakılması için, devletin ve ailelerinin yaptıkları bütün çabalar sonuçsuz kalmıştır. Bu örgütün uzantısı parti yetkilileri ile yapılan görüşmede, “bir süre misafir edildikten sonra serbest bırakılacaklardır” denilmiş, bu misafirlik bir türlü bitmemiştir.

Konu ile ilgili devreye giren İHD derneğinin yaptığı girişimler sonuçsuz kalmıştır. Örgüt yetkilileri, güvenlikleri sağlanması halinde, bu insanları sınıra getirip teslim ederiz, dedikleri ve kendilerine bu güvence verildiğihalde,bu insanlarımızı bırakmamışlardır.

Bucani örgüt,bu insanlarımızı, devleti, kendileriyle masaya oturtmak ve kendilerine karşıyapılan operasyonlarda kalkan olarakkullanmak için ellerinde tutuyorlardı.

Bölgede yapılan son operasyonda teslim olan iki kişinin verdiği bilgilere göre, örgüt mensupları ve mağara sorumlularıkaçamayacaklarını anlayınca yukarıdan gelen emirle, cezaevi olarak kullandıkları mağarada,esir  tuttukları bu savunmasız insanları,ahlaksızca, vicdansızca başlarına sıkarak vahşice katledilmişlerdir.

Bu katliamdan sonra devreye giren PKK ve yandaşları, destekçileri devreye girerek, bu ölümlerin Türkiye’nin yaptığı operasyonlar sonucunda gerçekleştiğini yaymaya başlamışlardır.Hatta, Büyük şeytan ABD, “eğer PKK yapmışsa güçlü bir şekilde kınayacağız”, açıklamasında bulunarak,bu katliamı yapanlar belli değilmiş, Türkiye’nin operasyonunda ölmüş olabilecekleri imasında bulundu. Ancak yapılan otopsilerde, bu insanların yakın mesafede başlarına ateş edilerek katledildikleri açıkça anlaşılmıştır.

Gerçek bu olmasına rağmen, PKK'nın içerde ve dışardaki bil umum yandaşları, eli kanlı bu terör örgütüne bir şey diyemezken hükümeti ve güvenlik günlerimizi suçlamaya başlamışlardır.

Bu elim olay sebebiyle, bu eli kanlı örgütün yaptıklarıve amaçları üzerinde durmamız vedüşünmemiz gerekir.

Bu örgütün destekçilerine baktığımız zaman, bu örgütün kimliği, kime hizmet ettiği ve amacının ne olduğunurahatlıklaanlayabiliriz.

Bu eli kanlı örgüt, iç ve dış şer güçlerce, Müslüman Kürt halkını İslam’danuzaklaştırarak laikleştirmek için kurulmuş, her türlü destek verilmiş İslam düşmanı bir örgüttür.

Vaktiyle, bu hareketin önde gelen isimlerinden Musa Anter’e,

Ape Musa, Siz bu hareketi Kürt halkı için yaptığınızı söylüyorsunuz. Kürt halkı Müslümandır. Müslüman halkın desteğini almak için, buhareketin içine İslam’dan da bir şeyler katsanız iyi olmaz mı? Diye sormuşlar.

Musa Anter:

Evet, biz de bunu biliyoruz. Ancak biz bu harekete İslam’dan az bir şey dahi katarsak, dünyadaki bütün destekçilerimizi kaybederiz. Demiştir.

Bu örgüt,Kürt Maskeli ancak Müslüman Kürt halkıyla hiçbir alakası olmayan ve bölgede AB, ABD ve bil umum şer güçlerinbölgeyi karıştırmak, istikrarsızlaştırmak ve,Batı ve ABD emperyalizmi karşısında zayıf ve güçsüz düşürmek veemperyalistlere alan açmak için kurulmuş ve bunun için çalışan bir taşeron örgüttür.

Bu ülkenineğitimine,sağlığına ve kalkınmasına harcanması gereken kaynaklar, maalesef bu taşeronlar sayesinde, bunun yerineterörle mücadeleye gitmekte,bu alanlara harcanmakta ve silah tüccarlarının cebine girmektedir.

Bu taşeron örgüt ve destekçileri maalesef kısmen başarılı da olmuştur.

Bundan elli altmış sene önceki bölgenin sosyal yapısı ile bu gelinen noktadaki sosyal yapıyı karşılaştırdığımız zaman bunu rahatlıkla görürüz.

Bu örgütten önce, bölgede toplumun sosyal yapısı geleneksel İslami değerlere dayanıyordu. Bölge halkının liderliği, öncülüğü Mele, Seyda denilen Medreseli dinalimler, Şeyhler veve aşiret liderlerindeydi.İnsanlar problemleri için bu insanlara başvurur, onlara güvenir, onların verdikleri kararlara uyarlardı. PKK ile beraber bölgeninsosyal yapısı değişti. Artık bölge liderliği, laik eğitimden geçmiş, İslam’dan uzaklaşmış laik avukat, öğretmen, Mühendis vb. İnsanlara geçti. Yetmişli yıllarda, Milli Selametin Partisinin oy deposu olan bölge, bu örgüt sayesinde,çoğu yerde baskıyla, bu örgütün siyasi temsilcisi olanpartilerin yüzde seksen oy aldıkları bir yapıya dönüştü. Bu konu üzerinde Türküyle Kürdiyle ciddi olarak düşünmek zorundayız. Bu süreçte Türkiyeli Müslümanlar olarak bizim eksikliklerimiz, hatalarımız neler olmuştur? Bu Soruların cevaplarını vermek zorundayız.

Bu örgüt, istikrara kavuştuğu zaman, bölgede, Batı, ABD ve dünyanın güce ve zorbalığa dayanan Firavun düzenine kafa tutma potansiyelini taşıyan Ülkemizi, zayıf düşürmek veparçalamak için kurulmuş bir taşeron örgüttür.Bu örgüt, Kurulduğu günden bu güne kadar görevini hakkıyla yerine getirmiş ve getirmeye devam etmektedir.

ABD'ninbu örgüte ve Suriye’deki koluna gönderdikleri binlerce tır silah ve mühimmat bunun en açık örneğidir.

Bu silahlar, bölge insanlarını birbirlerine kırdırmak için verilmektedir. Emperyalistlerin bölge için, Müslümanlar içinsenaryosu, açıkça, “Silah bizden, birbirini öldürmek sizden, haydi aslanlarım” şeklinde bir senaryodur. Bu senaryoda,kaybeden, öldüren, öldürülen, Türküyle, Kürdiyle, Arabıyla Farsıyla  bölge insanı, kazanan ise, biz yok etmeye, kaynaklarımızı sömürmeye çalışan emperyalistlerdir.

Emperyalistlerin bu senaryoları  ve bizim bu tuzağa düşerek bu senaryoları uygulamamız sonucu, insanlarımız büyük acılar yaşamaktadır. İnsanlarımız yerlerinden, yurtlarından kopartılmakta ve yabancı diyarlarda mülteci durumuna düşmekte, açlık, yokluk, hastalık, acı ve sefalet içinde yaşamak mecburiyetinde kalmaktadırlar.

Bölgede yaşanan savaş, çatışma ve terör belasından dolayı,bizim gençlerimiz ölmekte,bizim analarımız ağlamakta, bizim kadınlarımız acı çekmekteve bizim çocuklarımız yetim kalmaktadır.

Şunu üzülerek ifade edelim ki İslam toprakları, emperyalistlerin bir birlerine karşı güç gösterisinde bulundukları, Bölge halkları üzerinde silahlarını deneyip test ettikleri bir alan, bir laboratuvarhaline getirilmiştir.

Bölge insanları devletleri, olarak, hepimizin bu olup bitenleri iyi düşünmesi ve aklımızı başımıza alması gerekir. Batının, ABD ve diğer emperyalist güçlerin,bu bölgeye bu kadar silahıniçin yığdıklarını çok iyi düşünmemiz gerekir. Bu , Batı ve ABD ve diğer emperyalistler güçler, bizi çok mu seviyorlar. Bizi sevdikleri için mi bu kadar silahı, mühimmatı, -bazen de karşılıksız hibe olarak- veriyorlar.? Birazcık düşünen, aklı başında herinsanın göreceği gerçek; bu silahlar bölge insanını birbirlerinekırdırmak ve bölgeyi işgal edip sömürmek için verilmektedir. Gerçek bu.

Bölge halkları ve devletleri, yönetim ve yöneticileri ve topyekûn,İnsanları olarak aklımızı başımıza toplamak,bizi birbirimize kırdırmak için kurulan bu tuzakları bozmak ve bu tuzaklardan kurtulmak zorundayız.

Biz, hepimiz bölge insanlarının birbirlerinindüşmanı  olmadıklarını,yüzyıllarca beraber yaşamışkardeş olduğumuzu hatırlamamız gerekiyor. Bizi birbirimize düşürmek, parçalamak ve yok etmek için, İçimize sokulan her türlü ırkçılığı, mezhepçiliği, ayrımcılığı ret ederek bir ve beraberolmamız, Ümmet olmamız gerektiğini bilmemiz ve inanmamız gerekir.

 Aramızdaki problemleri kendi aramızda tahrike,şiddete başvurmadan uluslar arası güçlere,AB, ABD ve Rusya gibi güçlere bırakmadan, konuşarak çözmeye çalışmalıyız. Biz bölge ülkeleri, bölge insanları bunu başaramaz, konuşarak çözemez ve çözümü Emperyalistlere havale edersek, bu onlar için bulunmaz bir ortam demektir. Aramıza her türlü fitneyi sokarak,bizi birbirimize kırdırarak çözeceklerdir(!) Bir ve beraber olmazsak, tek tek bu boyunduruktan, bu. Zilletten kurtulamayız.

Düşmanlarımız bizi farklılıklarımızdan vurmak istiyorlar. Biz bu farklılıklarımızı ayrılık sebebi değil, yok edilmesi gereken zararlı şeyler değil, zenginlik olarak görmeli ve hoşgörü ile bakmalıyız.

Peki, çare ve  çözüm ne?

Çözüm, Hz. Peygamberin (sav) “ Sizden biriniz, kendisi için sevdiği, istediği bir şeyi kardeşi için istemedikçe, iman etmiş olamaz” düsturunu esas alarak;Kendimiz için istediğimiz şeyleri, renk, dil, ırk, coğrafya ayrımı yapmadan bütün kardeşlerimiz için istemeli, kendimiz için istemediğimiz  şeyleri, diğer kardeşlerimiz için de istememeliyiz. Bölge barışı huzuru güvenliği ve İstikrarı için bu nebevi ölçü yeterlidir.Yeterki anlaşılsın ve samimi olarak yaşansın.

Yazımı yine Resulallahın(sav)ın, biz Müslümanlar için buyurduğu, bir başka muhteşem ölçüsüyle bitirelim

“ İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe İman etmiş olamazsınız. Size, yaptığınız zaman, sizi birbirinize sevdirecek bir şey haber vereyim mi? Aranızda selamı yayınız”

السلام عليكم ورحمة الله و بركاته

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

 

 

 

 

 



Bu yazı 153 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI