Bugun...


Mahmut Balcı

facebook-paylas
Hayatını davasına adamış Lider : NECMETTİN ERBAKAN
Tarih: 27-02-2021 10:00:00 Güncelleme: 27-02-2021 10:00:00


 

     27 Şubat 2011 tarihi Merhum Necmettin Erbakan Hocamızın vefatının 10. Yıl dönümü.

    Bu vesileyle, Erbakan Hocamıza ve bu davada hizmeti geçmiş, vefat eden bütün büyüklerimize Yüce Rabbim'den rahmet ve mağfiret diliyorum.

      Bu yazıda, Rahmetli Erbakan Hocamızın gördüğüm, dinlediğim, okuduğum ve düşündüğüm bir takım hususiyetlerinden bahsetmeye çalışacağım.

    Erbakan Hocamız, son derece zeki, çalışkan, azimli milli ve manevi değerlere bağlı, İslami ve beşeri ilimler alanında kendini yetiştirmiş, “ Her ne yaptıysam, sadece Allah rızası için yaptım” diyen yaşayışı ile bunu gösteren samimi bir mümin, sohbetlerde diz çöküp saatlerce hareket etmeden ders ve sohbet dinleyen sabır timsali bir talebe,  küçük büyük herkese karşı nazik olan, bir nezaket abidesiydi.

     Erbakan Hoca, sahip bütün bu yetenek ve imkanlarını başta Milletimiz, İslam alemi ve insanllığın huzuru, Selameti, Refahı ve Saadeti için seferber eden ve bu yolda çalışmayı cihat kabu edip, ibadet sayan ve son nefesine kadar bunun için mücadele eden bir Mücahit, bir İlim adamı, mücadele ve dava adamıydı.

     Erbakan Hocanın, 1970 de kurduğu Milli Nizam, 1972 Milli Selamet Partisi hareketine kadar, bu ülkede, Müslümanlara verilen statü ikinci sınıf vatandaş statüsü idi. Müslümanlar bu ülkede belki memur olurdu amma amir olamazlardı. Bir dairede, bir okulda, belki bir hizmetli, mahallede kü/çük bir bakkal, köyde bir çoban, tarlada çiftçi olabilirlerdi. Ancak, inançlarıyla değerleriyle kamuda ve iş dünyasında yönetici, amir olamazlardı. Buralarda bulunmak için inançlarını dışarda bırakma mecburiyeti vardı. 

O güne kadar, “Siyaset,  Müslümanların işi değildir” “ Din ve siyaset bir arada olmaz”  “ Euzu billahi min Şerri şeytani ve Siyaset”  denilerek, Müslümanlar, siyasetten ve yönetimden uzaklaştırılmış ve “Siyaseti önemsemeyen Müslümanları, Müslümanları önemsemeyen siyasetçiler idare etmiş ve yönetmişlerdi.”

     Ülkemizde, Milli Selamet Hareketine kadar,  Müslümanlar, idare etmeye değil, idare edilmeye talip olmuşlardı. Müslümanların, bu ülkede görevi, sadece vergi vermek, askerlik yapmak ve seçimlerde sandık başına gidip, birbirlerinden pek farkı olmayan partilerden, adaylardan birini seçmekti. İki şerden birini, “ehveni şerri” tercih etmekti.  Başka seçenek yoktu.

    İşte Erbakan Hoca, başlattığı bu hareket ve açtığı bu çığır ile, kendi öz yurdunda Parya durumuna düşürülmüş, ikinci sınıf vatandaş muamelesi gören ve ülkenin çoğunluğu teşkil eden Müslümanların, inancıyla, kimliğiyle var olduklarını ve bu ülkenin birinci sınıf vatandaşları olduklarını, Ülkenin her kademesinde, yönetimde görev almaya talip olduklarını ortaya koydu.

        Erbakan Hocamız, Batıyı (Avrupa, ABD) bunların sömürü düzenlerini ve İslam ve Müslümanlarla ilgili sinsi oyunlarını çok iyi biliyordu.

      Erbakan Hocanın ve hareketinin  amacı, başta ülkemiz ve milletimiz olmak üzere, İslam alemi ve insanlık aleminin mazlumlarını, bu gün egemen olan, kuvveti esas alan faizci sömürü ve zulüm düzenlerinden kurtulması için, hakkı üstün olduğu,  “Yeni Bir Dünya”, “Adil bir Düzen” kurmak ve insanlığın saadet ve selameti için durmadan dinlenmeden çalışmaktı.

     Erbakan, başta ülkemiz, İslam alemi ve insanlığı sömüren Batının zulüm ve sömürü düzenlerine  karşı, Müslümanların bir araya getirecek  “İslam Birliğini” “ İslam Birleşmiş Milletleri” “İslam Ortak Pazarı” “İslam Dinarı” için mücadele ediyordu. Erbakan, Hükümeti kurup, Başbakan olduğunda, yaptığı ilk iş “ D-8 Ekonomik işbirliği teşkilatı” nı kurarak bu süreci başlatmak oldu. Bu gören iç ve dış şer güçler, sömürü odakları harekete geçerek 28 post modern darbesiyle Erbakan Hocanın iktidarına son verdiler.

    Erbakan Hocanın bu konudaki hassasiyeti bilgi ve bilincinin en önemli sebebi, Batının bu çirkin yüzünü bizzat görmesiydi. Erbakan Hoca, konuyla ilgili bir anısını, özetle şöyle anlatmıştı.

" Ben, Almanya'da doktora çalışmalarını yürütürken bir gün, Hocam beni çağırdı. Bana, kendisine bir önemli davetin geldiğini, ancak kendisini o gün çok daha önemli başka bir işinin olduğunu, ancak bu daveti de boş bırakmak istemediğini söyledi.

Bana, bu davete benim yerime, benim davetiyemle sen git. Bana ayrılan yer boş kalmasın, dedi.

Ben de kabul ettim.  Toplantıya Hocanın davetiyesiyle Onun adına gittim. Toplantıya Avrupa’nın önde gelen bilim adamları, din adamları, siyaset adamları ve yöneticileri katılmıştı. “

Erbakan Hoca devam ediyor:

“Toplantı başladığında, toplantı başkanı, bu toplantının davetiyelerde  belirtilen başlık ve içerikten farklı, son derce önemli ve gizli bir toplantı olduğunu ifade etti.

     O gün, bu toplantıda, Batının, İslam Müslümanlar ve İslam alemi ile ilgili hedefleri, plan ve projeleri konuşuldu.

Kısaca  İslam Ülkelerindeki kaynakların nasıl ele geçireceklerini ve nasıl sömüreceklerini tartıştılar.

Ben, o gün çok sabredip ve kendimi zor tutmuştum."  Diyerek anlatmıştı.

     Erbakan bu gerçeğe, bizzat şahit olduğu ve onların bu sinsi oyunlarını çok iyi bildiği için, hayatı boyunca Batı ve batıcılarla mücadele etti.

      Batı ve Batıcılarda Erbakan Hocayı çok iyi tanıyorlardı. Onun için, bu çevreler, Erbakan denince, Hiç bir kural tanımdan hep birlikte  saldırıyorlardı. Bu çevreler, Erbakan ve hareketiyle ilgili her şeyi her olayı, her haberi çarpıtıyor, akı kara, karayı ak olacak şekilde gösteriyorlardı. Ve sahip oldukları ekonomik güç ve medya gücü ile bu konuda başarılı olmuşlardı. Bu çarpıtılan haberler sebebiyle Milletin kafasında “Gerçek Erbakan”la alakası olmayan farklı bir Erbakan imajı oluşturmada başarılı oldular. Bu konuda bolca örnek vardır.

    İşte Erbakan Hoca,  o gün, içinde devlet kurumlarının da (Asker, Yargı vs.) olduğu başta medya, STK görünümlü batı acentesi kuruluşlar ve sermayemin tehdit, baskı saldırılarına karşı yılmadan mücadele  etti. Asla pes etmedi, geri adım atmadı. Erbakan Hocada, bu konuda “ geri vites yoktu”.

Batı taklitçisi ve gavur aşığı, rantiyeci faizci bu çevrelerin saldırıları ve karalamaları sonucu, başta Müslümanlar olmak üzere, bu ülke insanı Erbakan Hocayı, hayatta iken gereği gibi, doğru anlayamadı ve tanıyamadı.

Bir gün öğretmenler odasında, bir sohbet esnasında bir arkadaşımız

Erbakan büyük adamdı, demişti.

Bende;

     Evet Erbakan Hoca, gerçekten büyüktü.  Öyle büyüktü ki İnsanlar O'nu, O'nun söylediklerini, hedeflerini ancak 30 yıl sonra anlayabiliyordu. Anlayana kadar, bazen iş işten geçiyordu. “ demiştim.

Evet, Erbakan Hoca ferasetiyle bu gün olup bitenlerin çoğunu 30 yıl önce tahmin etmiş ve gerekli uyarıları yapmıştı.

      Yaşanan olaylar, Erbakan’ı doğruladıktan sonra, bu gün, Seveni Sevmeyeni "Erbakan doğru söylemiş" demek durumunda kaldı.

Örneğin 28 Şubatın Müslümanlara zulmün baskının zirvede olduğu bir dönemde, balörtüsü yasakçıları için,           “ Onlar gün gelecek baş örtülü kardeşlerinize selam duracaklar” demişti. Ve ardan 10 yıl geçmeden bu aynen gerçekleşti. Elhamdülillah..

   Erbakan Hoca, Siyasi hareket ve mücadelesini bir cihat hareketi  olarak görüyor, inanıyor ve İbadet aşkıyla yapıyordu. Erbakan Hoca, özel eğitim toplantılarında, hep cihadı anlatır ve 90 yaşında İstanbul seferine katılan, İstanbul'da şehit olan Eba Eyyüb el Ensari' yi örnek verirdi . ve “ Müslümanlık: namaz kılmak, Kur'an okumak, tesbih çekmekten ibaret olsaydı Eyüp el-Ensari'nin İstanbul'da ne işi vardı?" derdi.

Erbakan Hoca, bana “Sen, Müslümansın, git namazını kıl, Kuranını oku” diyorlar, Ben, “Kuran okuduğum zaman, Kuran bana kalk cihat et, mücadele et, diyor” derdi.

Erbakan Hoca, siyasi mücadelesini “Milli Görüş” olarak ifade eder ve “Milli Görüşü de; Şehitleri şehit yapan, gazileri gazi yapan manadır.” “Milli Görüş, Ebu Eyüb el Ensari’nin imanıdır.  Sultan Fatih in görüşüdür.” diye tarif ederdi.

    Erbakan Hocamız, davasını anlamayan ve bu siyasi mücadeleyi basit bir particilik olarak gören, “ bak yaşı Seksen olduğu halde hala siyasetle uğraşıyor, yeter artık” diyenlere karşı, bir Müslümana nasıl, “ yaşı doksan, hala namaz kılıyor, yeter artık” denilmezse bu çalışmalar içinde, bu söylenemez.

       Erbakan Hocamız, hiç bir zaman, sonuca, başarıya odaklanan bir mücadelenin içinde olmadı. Biz, çalışmakla mükellefiz, başarı ve sonuç ancak Allah’a aittir. “ Biz zaferle değil, Seferle mükellefiz.”  Derdi. Ve bu ilkenin sonucu, seçimlerde yüzde 3 de, 5 de alsa, Yüzde 25 de alsa, asla ümitsizliğe düşmez, aynı aşk, aynı heyecan ile çalışmalara devam ederdi.

   Seçim sonrası, moralleri bozulmuş, artık bu iş bitti diye ümitsizliğe kapılan partilileri, bu vaziyetten, Erbakan Hocanın bu tavrı, yüksek morali ve gayreti kurtarır, kedilerine getirirdi. Moralsiz bir şekilde Ankara’ya gidenler, motive ve şarz olmuş olarak dönerlerdi.

     Erbakan Hocanın, Refah Partisinin kapatıldığı ve camianın artık her şey bitti diye üzüntü ve yeis içine düştüğü o zor zamanda,  yaptığı o muhteşem konuşma bunun açık örneğidir.

“ Bu karar tarihin akışı içinde basit bir noktadır.”

    Son olarak “ Ayinesi iştir, kişinin lafa bakılmaz “ ifadesi gereğince Erbakan’ın bir yıllık iktidarı süresince yaptıklarına bakmak yeterli olacaktır. Bunu insaf sahibi herkes bilir ve takdir eder.

Özetle, Erbakan Hocamız, hayatını davasına adamış, bu millete, bu millete hizmete adamış ve bu konuda asla geri adım atmayan, bu davadan asla vaz geçmeyen bir liderdi.

Hamdolsun, bu gün Erbakan Hocamızın ektiği tohumlar filizlendi, büyüdü. Meyve veriyor. Erbakan attığı temel, başlattığı bu hareket ve açtığı bu yol sayesinde, Müslümanlar,  büyük ölçüde, kendilerine karşı yapılan her türlü baskı ve ayırımcılık kurtuldular.

Erbakan’ın başlattığı bu mücadele sayesinde, Müslümanlar, bu ülkede hakkettikleri makamlara geldiler.  Ülke yönetiminin her kademesinde söz sahibi oldular. Müdür oldular, Genel Müdür, Bakan, Başbakan ve Cumhurbaşkanı oldular.

Bu mücadelenin geldiği nokta, bu gün, Ülkemizi, -hatasıyla sevabıyla- Erbakan okulunda, ocağında yetişen kadrolar, Erbakan Üniversitesi’nden mezun, Erbakan Hocanın talebeleri tarafından idare etmektedir.

    Bu, bir Erbakan Hoca başarısıdır...

    Rahmetullahi aleyhi...



Bu yazı 251 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI