Bugun...


Murat Fidan

facebook-paylas
KUR’AN OKUTAN ÇARŞAFLI KADININ BAŞINA GELENLER...
Tarih: 11-07-2021 11:35:00 Güncelleme: 11-07-2021 11:35:00


Yeni yetişen nesil bilmez ama o dehşetli istibdat dönemlerini görenler ancak bilir. Şanlı Osmanlı devletinden sonra yönetime yeni gelen zorba istibdatçıların bu imanlı millete on yıllarca yıl boyunca yaptığı zulümlerden bir kesit.

Prof. Dr. Servet Armağan anlatıyor:

19 Mayıs 1939'da Urfa’da doğdum. İlk ve ortaöğrenimimi bu şehirde tamamladıktan sonra, 1956 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine kaydoldum. 1960 yılında Fakülteyi bitirdim ve aynı Fakültede 'Anayasa Hukuku Kürsüsü' asistanı olarak göreve başladım. 1977 senesinde aynı kürsüde Profesör unvanını aldım. Bu arada 1967'den 2004 yılına kadar fasılalarla Almanya'da bilimsel araştırmalar yaptım. Bilhassa İslam Hukuku ve İslam Ekonomisi üzerinde araştırmalarım var; bu konularda raporlar hazırladım, konferanslar verdim, kurum adına uluslararası toplantılara katıldım.

Çarşaflı kadının başına gelenler.

Çocukluğumda Urfa'da muntazam bir Kur'an dersi alamadım. Çünkü yasaktı… Yine de evlerde, kapalı cami odalarında, hücrelerde, gizli gizli hafızlık ve Kur'an dersleri yapılırdı; ama yasaktı, polis takip ediyor, baskınlar yapıyordu. Ben ise Kur'anı kendi kendime öğrendim. Prof. Münif Çelebi tarafından yeni yazıyla Kur'an Alfabesi diye bir kitap hazırlanmış, ondan istifade ederek Rıdvaniye Camiinin hücrelerinde kendi kendime hızlıca çalışarak bir haftada öğrendim.

Kur'an-ı Kerim dersi almanın ne kadar yasak ve zor olduğunu yaşadığım ve hiç unutamadığım bir misalle anlatayım:

Urfa'da bizim mahallede boylu poslu kapalı, çarşaf örtülü Hafız Saliha diye bir hanım vardı. Kapımızın karşı tarafında aynı sokakta oturuyordu, annemden küçüktü, görüşürlerdi. Çok küçük yaştaki oğlan ve kız talebelerini okuturdu bu kadın. Çocuğu vardı bizimle yaşıt. Kocası da taşçı idi, yani taş yontardı.

Daha ilkokul çağlarındayım... Bir gün arkadaşlarla sokakta oynarken, polis bastı bu evi. Polisler gelince biz korktuk. İçerdeki okuyan çocuklar da, ciyak ciyak bağırarak kaçıştılar. Herkes korkuyordu polisten tabi. Derken Saliha Hanımı çeke çeke dışarı çıkardılar. Kadın çarşaflı, direniyor, gelmek istemiyor... Onun gibi kadınlar polis görsün, karakol görsün vaki değil... Derken polis çekince yere düştü kadın. Sağı solu mahrem yerleri açıldı, sokağın ortasında… Kadıncağız bir taraftan kendini toparlayıp örtünmeye çalışıyor, diğer taraftan da ayağa kalkmaya çalışıyordu… Biz nasıl korktuk, nasıl ağladık ama… Anlatamam… Kadın da ağlıyordu…

O sırada kadının kocası işten dönüyor... İri yarı, kemikli bir adam... Evine dönüyor adam, bir şeyden haberi yok… Biraz daha geldi baktı evinin önünde bir kalabalık var; farkında değil karısından daha… Bir de baktı kendi karısı, adam deliye döndü, yorgun argın polislerin üzerine atladı, polislerle boğuşmaya başladı. Polisler bu sefer bunun üzerine atladı, dövdüler, copladılar, karakola götürdüler. O zaman öyle korktum ki anlatamam… Düşünün kadın bağırıyor, biz de bağırıyoruz, korkulu bir sahne... 

Yalnız o zaman toplumda bıraktığı intiba böyleydi polislerin. Her an yakalanıp dövülme ihtimali var... Şimdi böyle bir ortamda nasıl Kur'anı öğrenirsiniz?

(Ağabeyler Anlatıyor.)

NOT:İnsanlık bir boşlukta dolanıyor, Allah için hakkı/hakikati yakama zamanı, iman edip müslümanca yaşama zamanı, selam verip dua etme zamanı. 



Bu yazı 172 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI