Bugun...


Prof.Dr.Mirzahan Hızal

facebook-paylas
FİYATLAR NEDEN ARTAR?
Tarih: 30-04-2022 05:11:00 Güncelleme: 30-04-2022 05:11:00


Ne  şaşılacak  bir  şeydir  ki,   koskoca  bir  ülkenin  parası    100  senedir  hatta  daha  fazladır,    sürekli  değer  kaybediyor,  yabancı  ülkelerin  parası  karşısında    mum  gibi  eriyor.  Tarihi  mirası  ve  kaynakları  göz önüne  alınırsa   bunun  bir  örneği  daha  yok.  Kesinlikle  doğal  değil,   ihmal  ve  suikast  eseri  olduğu  kesin.   

Ömrü olanlar  bilir, paramız asla  yükselmez,  hep  aşağı  aşağı  gider.   Değersizleştiği,  alım  gücü  düştüğü  için,  giderek  daha  büyük,  bol  sıfırlı  paralar  basılır.   Sonunda,  kağıt  paranın  üzerinde  sıfırları  koyacak  yer  kalmayınca  tam  altı  sıfır  birden  atılır,  bir  gecede  bir  milyon  lira    bir  lira  olur.  İnsanlar  bu  anormal  değişikliği  hazmedemedikleri  için  aradan  yirmi  sene  geçmesine  rağmen  hala, bir  arabaya  yüz  milyar,  bir  arsaya 500 milyar  verdik  diye  konuşurlar. 

Bütün  bunlardan  daha  tuhaf  olanı  ise  koskoca  ülkede  hatırı  sayılır  hiç kimsenin  bu  duruma  mantıklı,  doğru  dürüst bir açıklama  getirmiyor  olmasıdır. O  kadar  uzman,  ekonomist,  akademisyen  v.b  var.  Bilmediklerinden olabilir  mi?  Sanmam.  Paranın  ,  altın  ve  yabancı  paralar  karşısında değer  kaybetmesinin  nedeni  olarak  öne  sürülen  şu  açıklamalara  bakınız. 
 
Ülkemize  düşman  olan  dış  güçler  kendi  paralarının  değerini  suni  olarak  yükseltip  bizi  zor  duruma  düşürmek  istiyorlar. 
Dünyada  ekonomik  krizler  oluyor  bu  yüzden  hammadde  ve  enerji  fiyatları  yükseliyor. 
Savaşlar  çıkıyor,    malzeme,  gıda,  enerji  sevkiyatı  aksıyor,  sebep  budur. 
Teröristler  ve    terör  masraflarımızı  arttırıyor,  üretimi  baltalıyorlar. 
Nüfus  çoğaldığı  için,  ekonomi  büyümek  zorunda,  bu da  enflasyona  sebeb  oluyor. 
Kalkınmak  ve  alt  yapı  yatırımları  yapmak  zorundayız,  dolayısıyla  krediler  almamız  lazım,  paranın  değeri  bu  yüzden  düşüyor. 

Hem  biraz  enflasyon  olması  sağlıklı  bir  ekonomik  göstergedir. 

v.s,  v.s. 

Yani   kısaca,   herkeste  ve  her şeyde  kabahat  var  ama  bizde  yok. 

Dış  ve  iç  düşmanlar,  güneş,  ay  ve  yıldızlar  bile  sorumlu. 

Sormazlar mı?
Yahu  bütün  bu  nedenler,  diğer  bütün  ülkeler  için de  geçerli  değil mi?  Neden  onların  değil  de  bizim  paramızın  değeri  düşüyor? 

 Hz. Ali  RA  yüz yıllar  önce  ne kadar  açık  ve  net  tesbit  etmiş. 

“ilim  bir  noktadır,  cahiller  onu  çoğaltır”. 

Bu  eşsiz  hikmetin  ışığında,   dikkat  edersek hiç  şüphe  yok ki,  paranın  değer  kaybetmesinin  tek  sorumlusu toplum  ve  yönetim  olarak  bizleriz.  Bu  bizim  paramız  değil  mi?  değerli  olup  olmamasından  da   biz  sorumlu  değil  miyiz? 

Çalışmayan,  yeterli  mal  ve  hizmet  üretmeyen  ama  zengin  ülkelere  özenen,  onlar  gibi  yaşamak  isteyen,  lüks  ve  israf  yapanların  parasının  değeri,  düşer.  Bu gerçek  matematik  ispat  ortadadır. Ekonomistler  farkında  olsa  da  olmasa da kağıt  paranın  kendi  başına  herhangi bir  değeri  yoktur. “Ben bir  ceviz  ağacıyım  Gülhane parkında,  ne  sen bunun  farkındasın  ne  de  polis  farkında.”(Cem Karaca).  Para,  var  olan  malı  temsil  eder.  Üretilmeyen, olmayan  malı  temsil  ederse  sahte  ve  değersiz para olur.  Devlet  zoruyla,  kanun  çıkarmakla,  TV  reklamlarıyla  paranın  değeri  artmaz.  Zenginlik  ve  refah,  paranın  değerli  olması   çalışmak,  çok  üretmek,  az  tüketmekle  olur.  Biz  ne  yapıyoruz?  Bütün  stratejik,  yükte   hafif,  pahada  ağır  malzeme  ve  teknolojiyi  ithal  ediyor,  yerli   montajı  yerli  üretim  zannediyor,  üstelik  bununla  öğünüyoruz.  İftira mı?  Hani  nerede,  yüzde  yüz  yerli  ve  milli  transistörler, opto elektronik  malzeme,  diyot  ve  kapasitörler,  entegre  devreler,  çipler,  işlemciler,  bilgisayarlar,  kompozit  elyaf  ve  reçineler,  krom  molibden  çelikleri,  alüminyum  alaşımları,  teflon,  pleksi,  fiber, silisli  saç, kestamid, CNC  makine ve  tezgahlar v.s  v.s?. Cevap? “Efendim biz  bunları  batıdan,  olmazsa  Çinden   alırız,  alıyoruz.”.  Tamam,  işte  sorun da  zaten  burada.  Neden  siz  bunları  Almanyadan,  Çinden  alıyorsunuz,  almak  zorundasınız  da  Çin  veya  Almanya  sizden  almıyor? Bu  sorunun  cevabını  veremezseniz  hiçbir  sorunu  çözemezsiniz.  Ne  kadar  çok  montaj  ürün yapıp  satarsak  o   kadar  çok  borçlanıyoruz. On  tonluk  malzeme  satıp,  bir  kg  elektronik  malzeme  alarak  paramızın  değerini  yükseltemeyiz. Üstelik,  teknolojik,  ekonomik hatta  siyasi  olarak  yabancı  ülkelere  bağımlı  hale  gelirsiniz.  Refah  ve  konfor  yatırımları  için  borçlar  alarak  da  olmaz.  Borç  alan  emir  alır.  Refah  ve  rahatlıktan  önce  ilim,  ahlak,  özgürlük  ve  bağımsızlık  gelir.  Efendim  biz  çalışıyoruz. “ Türk  milleti  çalışkandır,  zekidir  v.s”.  Almanya,  Japonya  ve  Çine,  Güney  Koreye   bakın  sonra  konuşun. 

 
Alemlerin  Rabbi CC  yüce  kitabında  buyurur  ki, 

 

“Şüphesiz her insana kendi emeğinden başkası verilecek değildir. (Herkes ancak hak ettiğine ve sebep olduğu kötülüklere erişecektir. İnsana gereken çalışıp emek vermek, maddi ve manevi kazanımlarını böyle elde etmektir.)” Abdullah Ahmet Akgül,  Necm,39) 

 

Defalarca  okuduğumuz  ve  naklettiğimiz  bu  ayete  rağmen   yüzyıllardır  Müslümanların  durumunda  neden  düzelme  olmuyor? 

Çünkü  kelam,  amelin  yerini  asla  tutmaz.  Ne  yapılacağını  söylemek  ve  bilmek  o  işi  yapmak  değildir.  
Sadece  tembellik  değil,   faiz,  rüşvet,  adam   kayırmak,  dünya  malına  hırs,  yolsuzluk   v.b   yüzyıllardır  Müslüman  toplumların  en  ciddi  hastalıkları  haline  gelmiştir. 

halbuki,  Allah CC,   

“Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, “Alışveriş de faiz gibidir” demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah’a kalmıştır. (Allah, onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalacaklardır.”(Bakara, 275) 
 
“Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” (Nisa,  58) 

buyuruyor. 

Bu  ve  benzeri  ayetleri  ciddiye  almayan,  bunu,  inanmadığı  için  yapan  bir  toplumun  akibeti  nice  olur?  Bugün  faiz  aldığı  ve  yediği  için  cehennemlik  olacağına  inanan  kaç  tane  Müslüman  kaldı?  Aksine,  Allahın CC  kesinlikle  ve  şiddetle   yasakladığı  faizi,   ama  devlet  izin  veriyor  diye,    kullanmakta  bir  sakınca  görmeyerek  imanlarını  tehlikeye  atmıyorlar mı? 
Allahın CC  sözü,  herhangi bir  söz  değildir.  Gereği  yapılmazsa  bedeli  ağır  olur.  Hafife  alınırsa,  ağır  cezalar  gelir.  Bugün  Müslümanların  şeriatlarını,  izzet ve devletlerini kaybetmiş,  ehli  küfür  karşısında  ezik  ve  muhtaç  düşmüş,  dolar  yükselir mi  diye  tirtir  titrer,   onlardan  borç  ister  duruma  düşmüş  olmasından  daha  büyük  bir  ceza  olabilir  mi?  Nerede  bizim  onurumuz?   Mü’min  taşın  üstünde  yatar,  ağaç  kabuğu  yer  ama  gavurdan  borç  istemez. 
Bir  de  kalkmış,  yüzlerce  yıl önce  “onların  kıralları  bizim padişahımızın  değil,  vezirin  atının  üzengisini  öpmekle  şeref  duyuyorlardı”  türünden  boş  hamaset  yapıyorlar.   Sen  bugün  yaşıyorsun,   600  yıl  öncesinde  değil.  Bugün  ne  durumdasın  onu  düşün.  Onun  hesabını  ver. 


Mirzahan HIZAL



Bu yazı 527 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI