Bugun...


Prof.Dr.Mirzahan Hızal

facebook-paylas
FİZİK DERSİ
Tarih: 06-05-2021 14:39:00 Güncelleme: 06-05-2021 14:39:00


Konumuz  ;  Maddenin  Çekim  Gücü . 
 
Maddenin  İki önemli  özelliği  vardır ;  
1)Madde diğer cisimleri  kendine doğru  çeker.    
2)Çekim  kuvveti  iki cisim arasındaki  mesafeye  bağlıdır . 
Yani  Maddeye ne kadar çok  yaklaşırsan  çekim  kuvveti  o kadar  artar . 
 
Ayrıca herkes  bilir ki iki şey birbirini  severse  çekerler , sevmezse  iterler. Halk  diliyle  söylemek  gerekirse  Maksimum çekim  gücü  maddeyi  çok  sevince oluşur  yani “ peak “  yapar. Nasıl ki virüsü  çok  sevince, virüse çok  yaklaşınca  salgın hastalık “ peak “  yapıyorsa  işte bu da öyle ! 
 
Hiç  şüphe  yoktur ki  maddenin bu  şiddetli  çekim gücünden  etkilenen  varlıkların  başında insan gelir. 
İnsanların  neden  Altını  çok  sevdiğini biliyor musunuz? Yoğunluğu en yüksek olan madenlerden biridir. 
Ne kadar ağır olursa olsun insanlar  Altını  taşımaktan hiç  yorulmazlar. 
“ şüphesiz o (insan)  çıkarına (mal ve menfaatına) son derece düşkündür.” (adiyat 8 ) 
 
Bazı kaynaklarda İnsanın maddeye  olan  bu  sevgisi  ve  söz konusu  olan  çekim  gücünün  büyüklüğü çekim alanının görünmez  ipleri, teknik  tabiriyle  alan çizgileri  tarafından yapıldığı rivayet edilirse de  işin  
aslı  pek böyle  değildir. Çekim  gücünün  çok  yoğun  olduğu hallerde bu çizgiler  görünür olmaya başlar ,   
 
şöyle ki ;    İnsan  yüksek  makamlara  çıktıkça  ve oralarda yoğun biçimde bulunan maddeye  yaklaştıkça  çekim alanının cazibesi  arttığından, birim alana düşen çekim çizgisi, yada kişi başına düşen madde sayısına  bağlı  olarak , giyim  kuşam, sofradaki tabaklar , lüks  eşya ve  araba sayısı da  artar. Bir  araba yerine iki üç  araba , bir  uçak  yerine  üç  dört  uçak , bir  konut  yerine  her  şehir de  bir  kaç  konuta  çıkar. Konutların  ve  bahçelerinin duvarları kalınlaşır. Demir parmakları  yükselir . Hizmetçi  ve koruma  sayısı da  alan  çizgilerine  bağlı  olarak  arttıkça  artar. Bazı “ekstrem” durumlarda koruma orduları bile görülmüştür. 
Buradaki  ana fikir;  “ madde ,  daha çok madde ,  en çok madde “ şeklinde özetlenebilir. 
 
Gözden  kaçırılmaması  gereken  diğer  bir  husus da  şudur . Yoğun  çekim  gücüne  maruz  kalan ve kendini 
bu çekim alanına kaptıranların  kendi  çekim güçlerinin  de  arttığı gözlenmiştir. Bu bilimsel gerçek deneysel  olarak  doğrulanmış  olmasına  rağmen  olayın  kuramsal  temelleri  konusunda farklı görüşler vardır. Bilim  insanları  bu  konudaki  araştırma  ve  çalışmalarını   halen sürdürmektedirler. Ama  deneysel  veriler de çok  değerlidir . Bu  şekilde  maddeye doğru  çekilen  ve bu dayanılmaz  cazibeye  kendisini  kaptırmış  olanların  etrafında  çekim alanına  girmiş  başka  kişiler de  peydah olur ve  bunların sayıları da  gittikçe  çoğalır. Hatta bu sonradan gelen ve maddeyi sonradan görenlerin  “ toplam çekim gücüne “  katkıda  bulundukları  da  değerlendirilmektedir .  Bilimde  buna  ikincil  etki ,“ secondary effect “ denir. 
 
Ne  var ki  maddenin  bu çekim  gücü , sonunda  en  yüksek derecesine  ulaştığı  zaman bir trajedi yaşanır. 
Trafikte aşırı hızın kazaya neden olması gibi . Bunu   Bilimsel  Verilerle   açıklamaya  çalışalım . 
 
Kainatta  en  şiddetli  çekim  gücü ,  maddenin  son  derecede  yoğunlaştığı  ve  astronomide “kara delik” 
diye  bilinen  oluşumlarla  oluşur. Bu oluşan  çekim  gücü o  kadar  yüksek oluşur ki  bunun  çekim  alanına ,   kapılan  cisimler  artık  geri  dönüşü  olmayan  bir  yolculuğa  çıkarlar . Bazen denizlerde gemileri yutan dev girdaplar  görülür. Kara delik de bir madde girdabıdır, içine  düşen  hiç bir  şey kurtulamaz , gezegenleri  yıldızları  bile  yutar ,  ışık  bile  oradan  geri  dönemez. Zaten  bu  yüzden  kara delikler   karadır. yani  ışıksız   ve  bomboş . sadece  inanılmaz , korkunç  bir  çekim  gücü . 
Yani  diğer  bir  deyişle  maddenin  çekim  gücü  karadeliklerde  son  bulur. Aynen insanın vücudunun karanlık bir  mezarda  son  bulması  gibi .  Oraya  bir  giren  bir  daha  çıkamaz. Yani  kara delikler  yıldızların  mezarıdır  dersek  pek  yanlış  olmaz. Bundan daha ilgi  çekici  olanı , Karadeliklere  düşen  cisimlerin  aslında  tamamen  yok  olmadıkları  başka  bir  evrene  gittikleri  de düşünülmektedir. Hatta mevcut evrenin de  aynı şekilde  başka bir kare delikten ortaya çıktığı  önerilmiştir. Mezara  giren insanların da yok olmayıp başka  bir  alemde  gözlerini  açmaları  gibi . Topraktan gelen insanın yine toprağa  dönmesi  gibi . 
Gerçekten de çok ilginç  bir  benzerlik . Başka ilginç bir benzerlik te  yüksek makamlarda  maddeyi ve diğer insanları  çekip  toplayanların oluşturdukları bu  cazibe merkezinin  bir gün her şeyi yutan bir kara deliğe dönüşme olasılığıdır. Bu tehlikeye  karşı  dinimiz  “ Altın ve servet  biriktirip yığmayı ” hoş görmemiş ve bunların  dağıtılmasını , halkın  ihtiyaçlarına  kullanılmasını, zekat verilmesini, infak edilmesini  emretmiştir. 
 
Bu  arada  yeri    gelmişken   bir  fıkrayı  hatırlatalım .  
Bilim  dilinde  maddenin  çekim  kuvvetine  “gravity “  denir  bu  kelime  aynı  zamanda   ciddiyet  anlamına da  gelir. haklı  olarak  tabii . çekim  gücü   çok  ciddi  bir  olaydır. Ne  ilginç  bir  rastlantıdır ki  yabancılar  mezara  da  “ grave “ derler. 
 
Efendim ,  hikaye  bu  ya  ,  uzaydaki  bir  yıldız  bir  kara deliğe  rastlar  ve  içine  doğru   çekilir . bakar ki  ne  ışık  ne  bir  şey  görünmüyor . “ yahu ben de  bir  şey  sanmıştım , burada hiçbir  şey  yokmuş “  der. 
Kara  delik  cevap  verir . 
“ beyefendi kusura  bakmayın  ama  durumun  ciddiyetini  anladığınızı  sanmıyorum “ 

Mirzahan HIZAL



Bu yazı 247 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI