Bugun...


Prof. Dr. Namık Kemal Okumuş nkemalokumus32@gmail.com

facebook-paylas
Kişisel Özgürlük ve Ezelî Yazgı Arasında İbn Kemal’in Ecel ve Ömür Anlayışı
Tarih: 26-07-2022 17:58:00 Güncelleme: 26-07-2022 17:58:00



Kader ve ona bağlı olarak işlenen ecel, ömür ve rızık konuları hemen hemen her dinsel sistemin hatta insanların ilgi odağı olan bir konu olmuştur. Hatta bu ve bağlantılı konular zamanla inanç esası hâline getirilmiştir. Konuya farklı açılardan yaklaşan her kesimin sonuçta kendi sistemiyle uyumlu bir bakışı temellendirdiği ortadadır. Bu kadar açıklığın olduğu durumlarda ortaya çıkan şey, insan özgürlüğü ile Yüce Tanrı’nın yaratmasının karşı karşıya geldiği hususudur. Konu hakkında söz eden kesimlerin kendi yaklaşımlarını metinlerde okuttuğu gerçeği ise meseleyi bilenler için malumdur diyebiliriz.


Yalnız Osmanlı düşüncesinin değil İslâm düşüncesinin de önemli bir değeri olan İbn Kemal, İslâm düşüncesi bağlamında çok yönlü bir âlim olmakla tanınmaktadır. Bununla birlikte özelde inanç konularına değinen vasfı gereği de güçlü bir kelâmcı kabul edilmelidir. Onun tercih ettiği yöntem gereği, daha ziyade insanı ikna eden kısa metinler, risaleler ile çözüm aparatı gibi sonuca odaklı öneriler üzerinde yoğunlaşması, öncelikli olarak devlet adamlığı niteliğiyle de uyuşmaktadır. 
Ayrıca insan özgürlüğü, sünnetullah, kader ve bağlı konularda oldukça farklı bakışa sahip olan İbn Kemal, yer yer kelâmcılıktan ziyade felsefe geleneğine daha yakın durduğu bile söylenebilir. Onun ulaştığı çözümlemelerin devrin bazı bakış açılarıyla paralellik arz etmese bile, netice olarak bağlı olduğu kelâm ekolünün rengine bürünmesi, ekol içinde kalıp sorun çözmeye çalışan bir âlim olmasından kaynaklanmıştır. Özellikle kader konusunda son derece geniş bir yelpazeden bakan İbn Kemal, bağlı konular olan yazgı, ecel ve rızık konularını yine aynı tutarlılıkla ele almış gibidir. Her durumda kavramsal olarak meseleye farklı bakış açıları getiren yorumları öne alan İbn Kemal, yol aldığı her basamakta meselenin farklı duran yönlerinin de olduğunu haber vermiş gibidir. 


Benzer şekilde, sorun çözmeye başladığı her durumda genel olarak insan özgürlüğü ile Yüce Allah’ın ilmi ve kudreti konusundan meseleye yaklaşan İbn Kemal, klasik görüşü besleyen bakış açılarını ele almakla birlikte, onu farklı noktalara taşıyan bir karaktere de sahip olmuş gibidir. Netice olarak, kader konusunu Yüce Allah’ın ilmi çerçevesinde ele aldığı için insan özgürlüğü denilen beşerî alanı da o ilmin kapsamında görmek durumunda kalmıştır. Bu nedenle onun ecel ve benzeri konulardaki çözümlemeleri Allah’ın ilmi, takdiri ve sünnetullah yasaları bağlamında belli bir uyum ve nesnel tespiti öne almıştır diyebiliriz. Genelde Ehl-i Sünnet Düşünce Ekolü içinde, özelde ise Mâtürîdî Kelâm Ekolü içindeki en farklı fikir İbn Kemal’e aittir diyebiliriz. 


İnsan ve insanlığın bakış açılarını besleyen genel manzarayı merkeze almakla birlikte bize ulaşan eserleri üzerinden tespit edilebildiği kadarıyla İbn Kemal, ecellerin sayısı konudaki düşüncesinde felsefecilerin yaklaşımlarına çok yakın gittiği hâlde, son tahlilde yine Ehl-i Sünnet’in gerekçelendirmelerinden dışarı çıkamamıştır. Müellifin bu düşüncesinin kaynağını ve ilâhî yazgıya arka çıkan gerekçelendirmelerinin nedenini de siyasî ve sosyal şartlarda aramak gerektiğini düşünmekteyiz. O kadar ki Ehl-i Sünnet Ekolü içerisinde bazen felsefî, bazen de Mu’tezilî bir yaklaşımı tercih eden İbn Kemal’e göre ecel ikidir. Aynı şekilde ecellerde artma ve eksilme mümkündür. Kişiler bazı sebepler ecellerini artırıp eksiltebilir. Ancak müellif, maktûl konusunda yine genel kanaate uyarak, “maktûl eceliyle ölmüştür” görüşünü savunmuştur.


Benzer şekilde İbn Kemal, klâsik Ehl-i Sünnet görüşü içinde ecel düşüncesini açıklarken, en farklı sayılabilecek görüşün sahibi olmakla meşhurdur. Ancak o, görüş ve değerlendirmelerinin akışı insanın özgürlüğüne yönelik kavramsallaştırmaları içerse de, son tahlillerde yine içerisinde bulunduğu ekolün gerekçelerini sıralamakla yetinmiştir. Buna rağmen onun orijinal bir tarafı daha vardır ki, o da, klâsik tanımlamaların dışında “kitap” kavramına yeni anlamlar yüklemiş olmasıdır. Ona göre ecel ikiye ayrılmıştır: 1. Ecel-i Kazâ (muallak). Bu ecel Levh-i Mahfûz’da değişebilen eceldir. 2. Ecel-i Müsemmâ (mübrem). Muhkem ve mukadderdir. Asla değişmez. Bu ecel ise Ümmü’l-Kitap’ta yazılı olan eceldir. İbn Kemal, cesur bir şekilde içinde bulunduğu düşünce grubu olan Ehl-i Sünnet, ezelî takdir ve tayinde değişmenin olmadığını, üstelik de Levh-i Mahfûz’daki yazının kesinlik arzettiğini ileri sürdüğü hâlde, düşünürümüz, kavramları yeniden tanımlayarak, Levh-i Mahfûz’u “değişebilen bilgi levhası” olarak yorumlamıştır. 


Yine İbn Kemal, genelin görüşüne aykırılık arz eden hadislerdeki ziyade ve noksana müteallik ifadeleri de ecelin “imkân” olarak anlaşılmasına dayandırmıştır. Ve “fertler için takdir edilen şeyin uzun yıllar ve sınırlı günler değil, nefesler olduğunu” ileri sürmüştür. Ona göre nefesler de insanın hayat şartlarına göre değişebilmektedir. Bu yüzden sadaka, dua, sıla-i rahim vb. nedenlerle insanın ömrü yaratılan sebeplere bağlı olarak artar veya eksilebilir.” Buna dayalı olarak da Nûh Sûresi’nin 4. âyetini delil göstererek, muallak ecellerin takdirinin değişik şartlarla düzenlendiğini açıkça ileri sürmektedir.


Nihayetinde bu denli farklı açılım yapabilen İbn Kemal, tuhaf bir şekilde ezelî takdiri kabul etmektedir. Bu açıdan İbn Kemal de Ehl-i Sünnet’le aynı görüşü paylaşmaktadır. Ancak o, âyet ve hadislerin açık anlamlarını esas aldığı için, insanın ecelinin artıp eksilebileceğini de savunmaktadır. Bu artış, fiilî değil, zihnî olmakta yani muallak ecellerdeki değişmelerde vuku bulmaktadır. Ümmü’l-Kitap’ta olan mübrem yazılar bu değişmenin dışında kalmıştır. 

 



Bu yazı 129 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI