Bugun...


Şahin Kayaduman

facebook-paylas
“GÖRMEDİM, DUYMADIM, SÖYLEMEDİM.” GÜNÜMÜZ MÜSLÜMANIN HALET-İ RUHİYESİ !
Tarih: 19-08-2022 19:14:00 Güncelleme: 19-08-2022 19:17:00



     Gördüğü ve duyduğu bir olay   hakkında   görmemiş, duymamış  ve  söylememiş olduğunu belirtmek, meşhur deyimi bilirsiniz ...!
      Ülkemizin  medyasında,  kendisinden “organize  suç  örgütü  lideri” olarak  bahsedilen  ve halihazırda  Körfez  Krallarından  birinin himayesinde bulunan zatın yaklaşık bir yıldır,  bermutat dile getirdiği iddialar, asgari düzeyde  ahlaki  ilke  ve prensip sahibi bir toplumda deprem  etkisi  yaratması beklenirken,  her nedense, oldukça sıradan şeylermiş gibi  muamele  gördü  ve görmeye  devam ediyor !
Sanki “binbir gece masalı” dinliyormuşuz gibi bir hava var… Bu zatın dile getirdikleri Türkiye’nin  yakın  tarihini bilen BİZLER için yeni şeyler değil şüphesiz…   Son otuz yılda *Susurluk başta olmak üzere ; *JİTEM,  *faili meçhuller, *Engin Civan-Selçuk Parsadan olayları, *Ergenekon ....  gibi devlet içi yozlaşmanın göstergesi olan bir çok  sarsıcı  hadiselerle sınandı  Türkiye  toplumu…  !Hiçbiri de gereği gibi soruşturulmadı ..?   Jitem davaları sessiz sedasız kapatıldı ?   Susurluk’un 
üzeri Demirel - Çiller  ikilisi tarafından örtüldü…  ?Ergenekon soruşturmaları sulandırıldı… ?   Binlerce cinayetin faili hala meçhul ..? Bu ülkede Adalet ve  Hukuk dün olduğu gibi bugün de maalesef  can çekişiyor..!  
Oysaki Devletin İMANI(dini)
Adalet değil miydi ? 
Adalet Mülkün (Devletin) esası (temeli) değil miydi ?
Adaletin  olmadığı  yerde, Devlet sadece bir zülüm aracı olmaz mı ?

     Yurt dışında mukim zatın (bu sefer) yer- zaman- isim vererek  kamuoyunun dikkatine sunduğu yozlaşma örnekleri  ise  öncekilere kıyasla  daha sistematik ve daha  pervasız…  !    Fakat amiyane tabirle kimsede tık yok… ?   İddiayı  ortaya  atan kişinin karanlık geçmişi, şuan bulunduğu ülkenin Türkiye’ye husumeti,  seçim  arifesinde olmamız,  çeşitli  istihbarat kuruluşlarının  ülkemize operasyon çekmek istemesi, “üst  aklın  planları”..... vb gerekçelerle  bu iddialar görmezden geliniyor. Halbuki bu  gerekçeler  organize kötülük şebekelerinin elini güçlendiriyor(!),  cesaret veriyor !  Onlar ülke menfaati, vatan  savunması,  milli çıkarlar ...  vb.   argümanlar eşliğinde bütün gayr-ı meşru fiillerine  meşruiyet kazandırabiliyor. Fakat onların yapıp  ettiklerinin  illegal olduğuna  dair  farkındalık oluşturmak isteyenler (az önce işaret ettiğimiz gerekçelerle)  anında kriminalize  ve  terörize ediliyor,  hain  damgası yiyor. Böylece toplum korkutularak pısırıklaş(tırıl)ıyor  ve kötülük sıradanlaşıyor.  *Hannah Arendt’in  kulakları çınlasın : 
“Binaenaleyh toplum konfor alanına  halel  gelmediği müddetçe  başında kimin olduğuyla, başkalarının ne yapıp ettiğiyle, konforunun “başkalarının  mazlumiyeti üzerine  inşa  edilip edilmediğiyle  ilgilenmeyen duyarsız,   nemelazımcı, oportünist,  pragmatist” sürüye dönüş(türül)üyor. (Gerçi zaten geleneğimizden tevarüs  ettiğimiz  kokuşmuş saltanat  ideolojileri de reayadan  hoşlanıyor. Sürüyü idare  etmek kolaydır çünkü !)

     Lakin bütün bu organize kötülüklerin  muhafazakar/mütedeyyin/milliyetçi olarak nitelenen   kadroların döneminde olması iç acıtıcı !Adalet-hakkaniyet-doğruluk-dürüstlük  kelimelerini dillerinden  düşürmeyen BİZİM  devr-i iktidarımızda “illegal/gayr-ı meşru/mafyatik yapıların”  bu kadar  rahat ve kolay  hareket  etmesi anlaşılabilir değil ? 
Halbu ki ; Yasakların,  yoksulluğun ve   yolsuzlukların  kökü kazınacaktı !
*Merhum  Osman  Yüksel Serdengeçti, yıllar önce  : “Türkiye’de  yasalar örümcek ağına benzer. Bal arıları takılır, eşek  arıları  deler  geçer” demişti.   Bunca  seneden sonra değişen hiçbir şeyin olmamasının  nedenleri üzerinde tefekkür etmekte fayda var.  Öyle bir nokta ki geldiğimiz yer,  *mafya  mı devletin “ilkel şekli”,  yoksa *devlet mi  mafyanın “olgunlaşmış hali” ..?    sorusu  cevap bekliyor. 

       Böyle  durumlarda  
sivil toplumun, aydınların, akademisyenlerin sorumluluk alarak devleti ve toplumu ikaz etmesi, yönlendirmesi, ahlaki duyarlılık ve cesaret örnekliği göstermesi  icab etmez mi aslında…   Ancak gelin görün ki,  sivil  toplum  örgütü  adı altında  faaliyet  icra edenler aslında “sivil devlet kurumu” ymuş.   Toplumu  irşat-ikaz etmeleri bir yana kendilerinin irşada-ikaza  ihtiyacı varmış ! *Statükonun   korunması hususunda  bu  kuruluşlar en az  devlet  kadar istekliymiş !Aydınların ise büyük bir kısmı pısmış,  sinmiş  ya da  ulufe peşinde koşmakta…   Yetki sahiplerine  hakikati hatırlatmak yerine,  güç sahiplerinin  hakikatlerini söylemeyi tercih etmişler !   
      Sorunları  halının  altına süpürerek kendisini “zihinsel konformizmin”  girdabına bırakmış…  “Hakikati dile getiren aydınlar/entelektüeller ise,  ya   unutulmaya   terk edilmiş  ya da itibarsızlaştırılmış !”

     Akademisyenlere gelince onların  böyle  dertleri zaten hiç olmadı !  Onlar ömürlerini “titr”(san) peşinde  koşarak geçirmeye  yeminli gibi .... Sadece  kendileri  duyacak kadar sesli konuşuyorlar. 
Hiç  okunmayan  fakülte dergilerinde alanlarıyla ilgili spesifik  yazılar  yazıp akademik kariyerlerini kemale erdirme(!)  peşindeler ...... Fakültelerin soğuk duvarları arasında   kopyala-yapıştır usulüyle   tek düze / basmakalıp / sıkıcı derslerle zaman tüketiyorlar… Bir tür “homo academicus” (evrim dinamiklerinin  işlemesiyle zaman içinde sırasıyla doktor, doçent ve profesöre evrilmekte olan canlı türü)
var  kaşımızda ..?  Yüksek liseye dönüştürülen üniversitelerdeki  ayak oyunlarından başlarını kaldırıp Türkiye’de-Dünya’da ne olup bittiğini  anlayabilecek durumda  değiller.   Arada sırada sosyal medyada özlü sözler ya da   ayet-hadis paylaşıp,  kitap tavsiyesinde bulunarak  sorumluluktan kurtulacaklarını zannediyorlar !  Biraz daha becerikli  olanları  ana akım medyada “kadrolu yorumcu” olarak  istihdam  edilip, kendisine göz kırpacak bir siyasi parti lideri bekliyor  ...!Belki vekil, rektör ya da bakan olurum umuduyla… 

      Bir umut  İslami  iddialı yapılar (cemaat-tarikat-vakıf-dernek) belki  bu  yozlaşma karşısında  kamuoyunun dikkatini çekecek  söylem-eylem üretir diye bakıyoruz ancak   orada da  ses yok… “Esasında herkes olan bitenin farkında  ancak  kimse  bir adım  böne  çıkıp  bunu dillendir(e)miyor.   Üç maymunu oynuyor… *Anlıyoruz ki bu yapılar da BAĞIMSIZ DEĞİL ..? Hemen hepsi  sosyal yardım projelerine odaklanmış. Adeta Kızılay  şubesi  gibi çalışıyorlar…   Kapitalizmin-emperyalizmin açtığı yaraları sarmaya çalışıyorlar…   Bu yaraların  neden  açıldığı  ve bir daha  açılmaması  için ne yapılması gerektiği hakkında düşünmüyorlar,   inisiyatif almıyorlar !  Çünkü bağlarını elinde  tutan  irade  öyle istiyor….  “Siyasal duruş-tutum-tavır-tarz ve duyarlılıktan  özellikle kaçı(nı)yorlar ?” Depolitize olmuşlar. Yani aslında intihar etmişler  ama  farkında değiller.   Çünkü “politik-siyasal bilinç akli olgunluğun göstergesidir.”   Bu bilince kayıtsız kalanlar için onurlu bir  gelecek  olmayacak ....

    Egzistansiyalist (varoluşçu) düşünür   Albert  Camus’a göre,   geleceğin  tarihçisi 1950’li yılların Fransa’sını tarif ederken  “onlar gazete okudu ve şevişti”  diyecektir.  Pekiyi bizim için  yarının tarihçisi ne diyecek acaba ?   Tahminim; “Onlar din, vatan, bayrak gibi saygın değerlerin  gölgesinde her türlü  haramı işlediler. Yozlaşmanın,  ahlaki çöküntünün  sebeplerini 
ve faillerini bildikleri halde sustular…  Siyasi-bürokratik-iktisadi   imtiyazlarını kaybetmemek için dinlerini az bir  pahaya  sattılar…”
     Böyle bir akibete uğramamak için zaman geçmiş değil !  Kendilerini akıllı zanneden  BİZİM mahallenin insanlarının, doğru tartmayan, ayarı bozulmuş terazileri çöpe atmaları gerekir ...
Mi’yar Kur’an ve onun canlı yaşantısı olan Resulullahtır.
Şaşırtan  pusulalardan vazgeçmezsek,  gaflet uykusundan uyanamayız ..!
       Selam  hidayete  tabi olanların üzerine olsun.
                              Vesselam.



Bu yazı 284 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI