Bugun...


Şahin Kayaduman

facebook-paylas
MÜLÜMAN GENÇLİĞİN ROL MODELİ … M.AKİF ERSOY !
Tarih: 29-12-2022 08:32:00 Güncelleme: 29-12-2022 08:32:00



      Veteriner hekim, öğretmen, siyasetçi, vatan şairi, milli şair ve İstiklal  marşımızın  yazarı olan Mehmet Akif Ersoy, Kur’an tefsiri yazmış, mücahit bir İslam alimi …
27 Aralık 1936 tarihinde vefat etmiş, İstanbuldaki  Edirnekapı şehitlik ve mezarlığına defnedilmiştir.
        Rahmetli  İstiklal şairimiz, günümüzde Müslüman gençler için
tam anlamıyla bir rol - modeldir.
Her yönüyle kendisini mükemmel yetiştirmiş ; ilim, kültür, sanat, spor 
ve benzeri bütün dallarda derin tecrübe ve bilgiye sahip olan bir İslam mücahididir. Onun hakkında konuşmak için, hayatını çok iyi okumak ve bilmek gerekir. Kulaktan dolma  bilgilerle  onu anlamak ve anlatmak mümkün değildir.  Özellikle Milli mücadele döneminde Anadoluyu karış karış dolaşıp, halkı kurtuluş savaşına katılmaya teşvik etmiş, cami ve meydanları dolduran halkımızı fedakarlık yapmaya davet etmiştir.
O bir milli mücadele kahramanıdır.
      Kamuda  çalışması ve  bir dönem  Burdur milletvekilliği yapmasına rağmen ekonomik sıkıntılar içinde yaşamış, İstiklal marşını yazmanın çok büyük ödülünü (500 altın) almamıştır.
Çok büyük fedakarlıklar yapan Akif, Milli mücadelen  sonra yoksulluğa mahkum edilmiştir.
        Mevcut mer’i sistemin temellerini atan ve inkılap adı altında Milletimizin ( İslamın ) bütün değer yargılarını tırpanlayan kişiler tarafından  idam edilmek istenmiş, bunun üzerine bir gurup arkadaşıyla birlikte Mısır’a gitmek zorunda  bırakılmıştır …… !
Uzun süren sürgün hayatından sonra ülkesine dönmüş, mevcut 
olan yönetim tarafından fakr-ü zarurete mahkum edilmiştir … !
      Gerçekten de iki sarhoş’un kurduğu kelimenin tam anlamıyla dikta yönetimi, mevcut Müslüman alimlere hayat hakkı tanınmamıştır.
(Özellikle,  Bitlis’in  büyük bir süryani ailesinden olan, milletvekili olmasının  dışında  Malatya ile bir ilgisi olmayan İsmet İnönü döneminde, İslam adına ne varsa kökü kazanmış ve büyük bir zülüm dönemi yıllarca sürüp gitmiştir.)
      Rahmetli Akif’in ve çocuklarının ölümleri  de  çok  hazin  olmuştur.
Zira bu ülkede, hemen hemen her dönemde  gücü  ele  geçirenler, mağduriyet  yaşatmaya, önce kendilerine en büyük desteği veren arkadaşlarından  başlamışlardır .
Tarih tekerrürden ibarettir ……
       Özellikle son yıllarda, Sultan ikinci Abdülhamid han’ı eleştirdiği için, O dönemin  hemen  hemen bütün İslam alimlerini ve  bu arada 
Akif’i de itibarsızlaştırma furyası devam edip gidiyor ….? 
Bunu yapanlar, eğer bilgisizlikten değil de, bilinçli yapıyorlarsa kesinlikle iyi niyetli değiller ….. !
Allah Abdülhamid han’a rahmet eylesin. Eksiğiyle hatasıyla görevini yapmış gitmiştir. O dönemin değerlendirmesini  yapmak Tarihçilerin işidir ve yapıyorlar !
Ancak o dönemde padişahı eleştiren, meşhur İslam alimlerini 
İtibarsızlaştırma  furyası  çok büyük bir yanlıştır. Dikkat edilirse dönemin bütün gözde alimleri sıralanıyor !
• Büyük müfessir Elmalılı Muhammed Hamdi YAZIR.
• Şeyhul İslam Mustafa Sabri.
• Üstad Said Nursi.
• Babanzade Ahmet Naim.
• Ömer Nasuhi BİLMEN.
• Ahmet Hamdi AKSEKİ.
• Mehmet Akif ERSOY.
• Eşref EDİP ……. Vb.
• Daha doğrusu bu dönemin aydınlarının tamamı …..
Sözün özü :  Bizim “dindar” camia, Sultan II. Abdülhamid  taraftarlığını öylesine  abarttı ki,  rahmetli Necip Fazıl’ın,  ideolojik  olduğu  için de insafsız  ve  vicdansız  saldırılara karşı çıkma adına geliştirdiği   “Ulu Hakan-Cennetmekân” tanımlamasının  çoktan  ötesine geçip, o dönemde  Abdülhamid Han  aleyhtarlığı  yapan herkese, “ihanet” damgası  vurmaya başlandı ….?
      Mehmed Âkif de bu “ifratçı” yaklaşımlardan  nasibini aldı  ve İstiklâl  Marşı  şairimiz,  büyük meziyetlerine,  ilmine,  irfanına, imanına,  faziletine,  gayretine, vatanseverliğine rağmen, “kötü adam”  ilân ediliverdi. Bunu vicdan sahibi  hangi  Müslüman  kabul edebilir …?  Hayretim şu ki, biz Allah nezdinde “zerre kadar” hayrın ve şerrin kaybolmayacağına iman  etmiş  mü’minleriz;   nasıl oluyor da insanları böyle “toptancı” bir  mantıkla  karalayabiliyoruz ?
İnsanlar hakkında hüküm verme hakkı bizim midir ?  Hangi âmelin Allah nezdinde  makbul olduğuna, kimin Cennete,  kimin Cehenneme gideceğine biz mi karar veriyoruz ?
        Hak ve  hakikat  adına  önce şunu söylemem  lâzım:  Sultan II. Abdülhamid  dönemini  yaşayan dindar  yazarların  hemen hemen hepsi Abdülhamid  muhalifidir. 
(Kimi Batıcı,  kimi Türkçü,  kimi Kürtçü,  kimi Sosyalist,  kimi Müslüman,  kimi Hıristiyan ve Yahudi  aydınların  ittifak  ettiği   tek nokta da Sultan Abdülhamid’e muhalefettir.) Bu her yönden esen sert  muhalefet  rüzgârının en açık sebebi ise   “istibdat”tır !  Bunun dayanağı da Sultan Abdülhamid’in, Meşrutiyeti  askıya  alması  ve seçimle  belirlenen “Meclis-i Meb’usan”ı  dağıtarak  tüm dizginleri  eline  almasıdır.
     Bugün  aynı şey  yapılsa, Mehmed Akif’e  bu  yüzden veryansın  eden  aydınlarımızın tavrı acaba  aynı olmaz mı ?
       Kaldı ki, her döneme kendi şartlarından bakılır. Her şey olup bittikten, geçmişte yaşananlar tüm sonuçlarıyla  birlikte  ortaya çıktıktan sonra, hüküm vermek kolaydır, ancak süreç yaşanırken sürecin  sonuçlarını  görmek neredeyse  imkânsızdır …. !
       Diğer taraftan ; Unutmamak gerekir ki, Kur’an, peygamberler de  dahil,  hatasız  insandan bahsetmez !  Hiçbir beşer hatasız değildir. Kaldı ki, iktidardakilerin güç zehirlenmesi yaşamaları her zaman  mümkündür !   Bunun istisnaları çok azdır. Bize düşen 
Geçmişte  yaşamış  imanlı kardeşlerimize dua etmektir ….
       Rahmetli Akif günümüzdeki Müslüman  gençler  için  bir rol-modeldir.  Mekanı cennet olsun.
                           Vesselam.



Bu yazı 180 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI