Bugun...


Zekeriya İyilik

facebook-paylas
KUR'ANIN GELİŞİ
Tarih: 10-10-2021 17:15:00 Güncelleme: 10-10-2021 17:15:00


Kur'anı Kerim gelmeden önce Arap toplumu edebiyat konusunda ALTIN ÇAĞINI yaşıyordu. Bu dönem sokaklardaki insanlar çocuk ve kadınlar dahil insanlarda edebi kabiliyet zirveye çıkmıştı.

Pazar yerleri yalnız insanların mallarını alıp sattıkları bir yer değil, Şairlerin şiirlerini insanlarla paylaştıkları yerlerdi.

Muallakatü seba işte bu dönemde halk tarafından en çok beğenilen 7 ESER götürülüp Kabe’nin duvarına asılıyordu. En yüksekteki yedi en güzel yedi eser anlamındaydı.

Kuran geldiği zaman insanlar ne diyor bu Kuran demediler diyemediler tam tersine Kuran’ın veciz ifadeleri onları da hayran bıraktı, basit ve küçük bir azınlık hariç Kuran için mükemmel çok güzel dediler. Ancak inanmak ayrı bir şeydi NASİPTİ. Bugünde öyle değil mi bazı yazarlardan kaç tanesinin birinci dini İslam.

Bu dönemde bazı kaynaklar Arapçanın bilhassa MEKKE Arapçasının geldiği noktayı verilen eserlerle kaleme aldılar.

Arapçanın bu dönemdeki zenginliğini anlatacak bir misal vermek istiyorum;

İmrül kays gelmiş geçmiş en büyük Arap Edebiyatında isim yapmış şöhret bulmuş bir sanatkardır. Onun bu derinliğini anlamak için, Şafii Mezhebinin İmamı ve Müçtehidi İmam Şafii hazretlerinin şu sözü önemlidir.

​İmam Şafii Kuranı Kerimde şairlerle ilgili ‘’ Onlar yapmadıklarını söylerler, Şairlere heva ve hevesi fazla olan insanlar meyleder onlarla meşgul olur, zamanını onlarla geçirir ‘’ anlamına gelen ifade mevcuttur. Şuara Suresi 224. Ve 225. Ayetler.

Böyle olumsuz bir imaj çizdiği için şairlere İmam Şafii; Ben aslında yalnız fakih değilim dileseydim şiirde yazardım, hatta İmrül Kays kadar iyi şiir yazardım dediği biliniyor.

​İşte bu meşhur İmrul Kays’ın kızı Hz. Muhammed zamanında yaşamıştır. İmrul Kays’ın kızı olarak şöhret bulan bu hanımda babası kadar olmasa da şair ve ediptir. Bir gün bu hanıma birisi bir sayfa yazı getirir ve bu yazı için ne düşünüyorsun diye sorar. Gelen yazı bir Kuran sayfasıdır, İmrul Kays’ın kızı okuduktan sonra orada hazır bulunanlara döner ve ‘’ Gidin benim Kabe’nin duvarına asılmış olan yazımı indirin ve yerine bunu asın ‘’ der. Hazır bulunanlar ‘’ Ey İmrul Kays’ın kızı Muhammed’e İman mı ettin ‘’ diye sorarlar.

Oda ‘’ Hayır ben bu kadar mükemmel bir edebi şaheser görmedim onun için götürüp benim yazımın yerine asın diyorum ‘’ der.

​İşte anlatmaya çalıştığım bu minval üzere Arabistan’ın kalbi olan Mekke’de Arapça böyle rakipsiz bir şekilde harikalığını ilan ettiği bir dönemde.

Allahu Azimuşan Kuranı Kerimi gönderdi ve insanlara yanlışsız tek doğru bu ortamda bu şartlarda ulaştı.

‘’ İnna enzelnahu kuranen arabiyyen le allekum ta'kılun ‘’

​Aslında, arkasından iyiliklerini güzelliklerini sayıp sayıp döktüğümüz insana mı ağlıyoruz yoksa evet yoksa kendimize mi ağlıyoruz.

On sene yüz sene bilmem kaç sene sonra ölümle buluşunca sessizliğe gömülen yalnız hatıralarımız olmayacak. Bir dünya hayatının da serüveni olacak.

Ne kadar çabuk unutulursak o kadar yerimiz olacak desem

O zaman her senenin belli gününde hayırla yad edilen dua alanlardan olamıyorsak yuh olsun bize demem doğru olmaz mı?

Onlarla mukatele edin savaşın konuşun ama her seferinde önde olan yaptığı kalan sözü geçen siz olun. Bu fermanı ilahi böyle olması halinde de Mümin toplulukların rahat bir nefes alması mümkün olacak diyor. Tevbe 14 – 15

Tevfik Fikret’e 115 sene sonra cevap verdim bu bariz bir gecikme değil mi? hani biz önde olacaktık. Rum çocuğu hem kitabımıza hakaret ediyor hem de taltif ediliyor. Mektebi Sultaniye müdür olarak.

​​​​​​​​​​Zekeriyya İYİLİK



Bu yazı 48 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI