Bugun...


Zinnur Şimşek

facebook-paylas
ÖĞRETMENİM
Tarih: 24-11-2021 16:13:00 Güncelleme: 24-11-2021 16:13:00


Öğretmenim sen gül yetiştiren adamsın; sayısız dikenlere inat. Muştulayan ve muştu getirensin. Binlerce çiçekten topladığın usureleri kovanınında işleyerek bal yapansın. O hergun bedavadan ünlenen ve her davetin vazgecilmez baş misafiri olarak itibar görenlere aldırma, sen sessiz ve derinden oluşturduğun eserini meydan ortasına atansın. Meydan yerine çıkardıklarının her biri yüksek koltukları kaparken çoğu zaman seni tanımadılar ve tanımayacaklar; arayıp sormazlar ve sormayacaklar. Ne gam! varsın seni tanımasınlar, arayıp sormasınlar, hatta dudak buksunler.  Senin işin bahçeyi sulamak ve gül yetiştirmektir. Yetişen güllerin arasından dikenler de boy atmış olabilir. Hani ne derler "Gül dikensiz  olmaz" 

Sen hizmetlerinin karsılığıni, yetistirdiklerinden değil; alemlerin Rabbi olan Allah dan beklemelisin. Bırak başkaları kayda değer olmayan  işlerinden  milyonları kazansın ve dört bir tarafa caka satsın; onlar, yaşadıkları süre içerisinde itibar göreceklerdir; öldükten sonra ise onları hatırlayan olmayacaktır. Sen ise yetiştirdklerinin güzel eserlerinde, hep  yaşayacaksın ve sen vesile olduğun eserlerde hep  varolacaksın. Onların şu an çıkardıkları gürültüye bakma; en fazla gürültü çıkaranlar,  en erken unutulanlar olacaktır. Medeniyetler gürültü ve patıŕtıyla değil; sesizce  ve derinden eser oluşturanların  idealizminden doğar, gelişir ve yükselir.  Öğretmenim, sen nesilleri mayalamaya devam et. Adanmış ruhlar; ancak adanmış bir millet oluşturabilirler. Hz. İbrahim ve bütün Kutlu Nebiler gibi.
Öğretmenim, senin baş öğretmenin  Peygambetimiz Hz muhammeddir( S.A.V) . O, başöğretmen ki, Bir nesli nasıl da mayaladı, şekillendirdi. Çürümüş bir toplumdan tufanlar meydana getirdi? Hayatı, dünyayı, insanı yeniledi. İnsanlıktan uzaklaşmış insan, yeniden aslına döndü, insan tamam oldu.  Onun nefesiyle dünya, anlam kazandı ve dünyaya baş eğdiren Kisralar, krallar birer birer yok olup gitti. O bataklığa dönüşmüş dünya, nasıl da bir gül ve güzellikler bahçesine dönüşüverdi.
Sende bütün ilhamını, bütün, diritici ruhunu, O kutlu nebiden almalısın. O, senin için, herzaman bir yol gösterici bir kılavuzdur.
Sen, Aliya İzzet Begoviç'in," yeryüzünün öğretmeni olmak için, gök yüzünün öğrencisi olman gerek." Dediği gibi olmalısın.
Öğretmenim, insanın kendine, hakikatine yabancılastiği ve yalnızlastığı  bu modern zamanlarda, insanı ve yeni nesilleri, kendi hakikatine çağirmalısın; onları, yabancılaşma ve yalnızlık girdabından çekip çıkarmalısın. Görüntüsü bol, derinliği olmayan, eşyaya mahkum, eşyalaşan insana ve nesillere yeniden bir derinlik ve varoluş bilinci kazandırmalısın. İnsanlığı gül mevsimine taşımalısın. 

Öğretmenlik salt bir bilgi değildir. Bilgiden daha ziyade  bir duruştur, bir vakardır, basiretdir, ferasettir. Bir gönüle girmeyen, gönülleri etkileyemez. Öğretmen, öğrencinin gözünden damlayan sıcak bir göz yaşıdır. Öğrenciyle hemhal olmaktır; onun derdiyle dertlenen, çilesine ortak olandır. Sevmeyen, sevilmez; sevimli olmsyan  etkileyemez. Öğretmen, inin doğrunun, adil olanın protatipidir. Ondan etkilenenler, onun gibi olmaya özeneceklerdir. Bir dokunuş, bir kelime, bir tebessüm, bir hayata dokunma, öğrencilerin hayatını değiştirebilir ve onlara yeni dünyaların kapılarını açabilir. Buna ne kadarda ihtiyacımız var. Öğretmenler gençliğin ruh doktorlarıdır, kitlesel hareketlerin başlatıcılarıdır.
Mısırda, Hasan el Benna, Seyyid Kutup, Libyada Ömer Muhtar bir öğretmendi. Fatihe Cansuyu veren Akşemseddindi. İmam Gazali, Nurettin Topçu, Mehmet Akif İnan bir öğretmendi. 

Dünyanın bu ikindi vaktinde, bütün sorumluluk yetiştireceğin neslin omuzlarında olacaktır. Onlar, öncelikle, gönülleri, sonra şehirleri, sonra kıtaları birleştirerek, dünyayı ve insanlığı bu kirlenmiş zihinleri, rahmet yağmurlarında yıkayarak temizleyecektir. 

Dijital dünya, nesillerin beyinlerini iğdiş ederek esir alıyor, uyuşturuyor ve onları dijitalizmin kölesi haline getiriyor. Bu nesillerin elimizden kayıp gitmesine müsaade etme öğretmenim.
Onlar bizim belkide son şansımız. Yeni bir sapma ve dalgalanmayla karşı karşıyayız. Bu sapma ve dalgalanmanın İslam'a ve inançlarımıza zarar vereceği bir vakıadır. Öğretmenim, gaflet halinde olursak bizi istikbale taşıyacak nesillerimizi kaybedebiliriz. 

Küresel güçler, üstümüze üstümüze geliyorlar. Bizi tarihimizden, kutsallarımızdan, irfanımızdan, mazimizden, vatanımızdan, hakikatımızdan uzaklaştırarak, günluk yaşayan, günlük düşünen varlıklar haline getirip, emperyalizmin kölesi yapmak istiyorlar. Bizi tıkmaya çalıştıkları bu kafesi parçalamalısın öğretmenim.
Öğretmenim, "tarihin sonu" ""medeniyetler  çatısması" tezleriyle, bizim direncimizi kırmaya çalışıyorlar.
Öğretmenim, kıyasıya bir savaş var. "Imanla inkarın,  haçla hilalin, doğuyla batının".savaşı. Zannetmeki bu savaş yeni çıktı.  Bu savaş Habil ve Kabil'le başlayan ve devam edegelen bir savaştır. 
Öğretmenim sen, gelip geçici olanların, sana telkin edilen "cagdas" yalanların ve ezberlerin değil; çağlarüstü bir hakikatin, batmayan güneşin, kesilmeyen çizginin, solmayan rengin ve Muhammedi iklimin sesi ve ifadesi olmalısın.
Biliyorum işin çok zor. Bağlı bulunduğun sistem elini ve kolunu bağlıyor. Bu sistem tavus kuşu yumurtasından karga çıkarıyor. Bozan ve bozucu bir sistem. Pırıl pırıl yavrularımızı totemlere kurban ediyor ve onları ıskartaya çıkarıyor. Doğuyu anlayamıyor, batıyı anlayamıyor; ne batıyı derinlikli bir biçimde kavratabiliyor ve nede, tarihine, köklerine mendubiyet duygusunu geliştiriyor.
Nurettin Topçu'ya göre: Türkiye de hayli basmakalıp, şahsiyetçiliği öldüren, insan ruhunun derinliklerini hiçe sayan bir eğitim sistemi yürürlüktedir. 20. Asır skolastiği diye nitelendirdiği eğitim sisteminde, ilkokuldan liseye dek, 12 yıl boyunca, okulun: aynı fabrikadan çıkan klişeleri zihinlerde canlandırmaktan öte fonksiyon elde edemediğini ileri süren Topçu, yüksek öğretimde de ezberci  düşünce geleneğinin, çeşitli iş kollarının tatbikine yarayan metotlarının, yaratıcılıktan uzak bir şekilde insanlığını ve hsyat enerjisini kaybetmiş gençliğe belletildiğini belirtir. Öğretmenim durum bütün çıplaklığı ile görünüyor ki, bu açığı sen kapatacaksın.
Öğretmenim, sen hakikat bilinciyle yeni nesli emzirerek, bu bozucu sistemin ön yargılarından, ciddiye alınmayacak kabullerinden, yeni nesli kurtarabilir ve onları hakikatin fethiyle zenginleştirebilirsin. Bu yetişen yeni nesil, ortam temizlemesinden sonra, hakikat sitesinin kapalı kapılarını açacak ve bir sonraki nesle, hakikat ağacının top top meyvelerini  sunacaktır. 
Öğretmenim, toplumların zihni ve kalbi kirlenmiş, kirletilmiş. Sen bu kirlenmiş ve kirletilmiş zihinleri, kirlerinden temizlemelisin. 
Öğretmenim, sen bir kavgaya doğdun, sen daha göçüp gitmeden, bu kavganın kıyameti kopacak gibidir. Bu nesilden  sonra gelenler zafer şarkılarını söyleyenler olmalıdır. Senin ruh soluğunla  yetisenler,  dünyayı daha yaşanabilir bir eksene getireceklerdir.
Öğretmenim, sen bir cepheye doğdun. Bu cephe inkara karşı imanın, ırfanın, hakikatın, adaletin ve insan olabilmenin cephesidir.
Sen bu cepheden dönmemek içinsin. 
Öğretmenim,  bu duygu ve düşüncelerle öğretmenler gününü kutluyorum.



Bu yazı 632 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI